·56 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Şubat 2021 00:11 2008 yılında vizyona giren film uyarlaması nedeniyle ve okuyan insanların düşünceleri nedeniyle Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi zihnimde yumuşak bir umut hikayesi olarak yer edinmişti. Ancak bu klasiği okuyunca fark ettim ki bana ölümü hatırlattı. Öyle ki kitabın da ana çekirdeklerinden biri olan biyolojik yaşımız katlandıkça hayatta en son kabulleneceğimiz ölümü bile bir nebzeye kadar normal kabul eder oluyoruz. Fakat ölüme giden yolu tersten gözlemleyince zihnimde ölüme karşı olan ezberler ve tecrübenin getirdiği duvarlar yıkıldı. Zihnimdeki bu ufak devrimin ardından korumasız bir şekilde ölümü düşünür oldum. Bu düşünce canımı yaktı mı? Hem de çok. Fakat bir yandan da geriye kalan hayatım için harekete geçmem konusunda hatırı sayılır bir güç zerk etti.
"Hayatın en iyi kısmının başta, en kötü kısmının da sonda olması ne yazık."
Mark Twain'ın kitaba esin olan bu sözleri o umudun aşılanmasını şahane bir şekilde betimliyor. Aslında düşündüm de buna tam olarak umut adını vermek istemiyorum. Sanırım kitap bende bir hırs füzyonuna sebep oldu. Zira yitirmekte olduğum günlerimin son anlarında bedenim hareket edemez, beynim düşünemez bir hale gelmeye başlayacak. İşte bu yüzden zaman ve tecrübe doğru orantısına takılıp kalmaktan kaçınıp, kitapta oldukça göreceli bir şekilde bahsedilen zamanı elden kaçırmamak gerekiyor. Boş ve vaatten yoksun bir garın bankında oturup zamanın getirdiği tecrübeyi taşıyan yük trenini beklemektense tecrübeyi sırtlamak en iyisi gibi görünüyor. Elbette bunun ne kadar başarılı bir şekilde yapılabileceği kişiye kalmış.
Eğer filmini tükettiğiniz için kitabını okumaktan kaçınıyorsanız size bir müjdem var; kitap ile film arasında çok ciddi farklar bulacaksınız. Film uyarlaması iyi veya kötü şekilde kaçınılmaz olan Hollywood'un romantikleştirme işlemlerine maruz kalmış olacak ki Benjamin Button'ın hayatının merkezine konumlandırdığı insanlarla ilişkileri yozlaşmaya varılmış bir dille gösterilmişti. Fitzgerald ise 50 sayfalık kısa dilimde tüm bunları daha gerçekçi yapmayı seçmiş. Zaten bu kadar kısa bir hikaye içerisinde romantik duyguları oluşturmaya zaman bulamamak oldukça normal iken vurucu duygularla Button'ın yaşam hikayesine odaklanmak çok daha doğru bir karar olmuş.
Yaşlılığa bakış açınıza dair, çocukluğa dair, biyolojik yaşa dair, zamanın akışına dair bolca fikir sunacak bu kitabın çok sade bir dille yazılmış olduğunu da hatırlatmam sizi okumanıza daha çok teşvik edebilir diye düşünüyorum. Bir oturuşta akıp giden, kısa ama zihnimde zaman zaman selam verecek hoş bir hikayeydi.