·584 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Mart 2021 10:35 Uzun zamandır merak ettiğim bir serinin ilk kitabı olmasının yanı sıra puntosunun küçüklüğü ve kendi kalınlığı ile gözümü epey korkutan bir kitap olmasına rağmen reading slump dönemimde imdadıma yetişti, evet! 600 sayfalık bu kitap ile reading slump'a girmeden çıkmayı başardım, bu da bir başarı. Gelelim bu başarıyı sağlayan kitaba.
Konuyu anlatmaya nereden, nasıl başlayacağımı inanın bilmiyorum. Karşımızda ilmek ilmek örülmüş yepyeni, sıra dışı bir fantastik evren yer alıyor. Hırsız çetelerine, Camorr şehrinin büyülü dünyasına, ele avuca sığmaz uçarı karakterlere ve nice soygunlara sahip bu kurguda kitaba da adını veren Locke Lamora isimli Camorr'un belası; bir hırsız, bir yalancı, bir düzenbaz, bir centilmen ve büründüğü kıyafetlere göre çok daha fazlası olabilen bu karakter ve çetesi Centilmen Piçler'in, Camorr'un soylularından birini hedef alan büyük bir vurgun ile başlayan maceralarını okuyoruz. Spoiler vermeden konuyu en net bu şekilde açıklayabilirim ama bu kadarıyla yetindiğini sakın ola düşünmeyin çünkü kurgu çok daha fazlasını içeriyor.
Gerek karakterlerin ilgi çekici kişilikleri gerekse olayların ilerleyişi ile okurda ara vermeden, soluksuz okuma isteği hissettirse de bu isteği kıran birkaç şey var bana göre. Kurguda betimlerin yer alması sevdiğim bir özellik olsa da fazlaca detaylandırılması zihnimde canlandırırken zorlanmama ve kitaptaki dünyaya alışmamın bir müddet zamanımı almasına sebep oldu.
Bunun dışında ara ara olaylarda ve Locke'un çocukluğunda yer alan ''büyü'' teması ile ilgili biraz da olsa bilgi sahibi olmayı isterdim, ama henüz serinin diğer kitaplarını okumadığımdan tam olarak eleştiremiyorum. Sonraki kitaplarda umarım öğrenebiliriz. Sonraki kitap demişken benim okuduğum kadarıyla yazar seriyi 7 kitap olarak planlamış, ilk kitabın yayınlanması üzerinden 15 yıl geçmiş ve serinin 3 kitabı yayınlanıp dilimize çevrilmiş durumda. 4. kitap için yayınlanma tarihi bu yılın ekim ayı olarak görünüyor, umarım bir ertelenme yaşanmaz.
Kitap, karakterlerin hem çocukluğunu hem de yetişkin oldukları dönemleri konu alıyor. Yani okurken bölümler arasında bir geçmişe bir şimdiki zamana gidip geliyoruz. Okumaya başladığımda bu durumdan haberdar olmadığım için ilk 50 sayfada devam edip etmemek arasında epey bir bocaladım. Ama bu durumun farkına varıp okumayı sürdürdüğümüzde karakterlerin ve olayların gelişimini öğrenebiliyor olmamız güzel bir okuma süreci geçirmemize destek sağlıyor.
Başlarken ilk okuduğunuz bölümlerde zorlanıp yarım bırakmak aklınızdan geçebilir ama yarısına ulaşmadan bunu yapmanızı önermem. Kitabın başından itibaren ortaya çıkan iç içe geçmiş planların, tezgâhların farkına vardıkça insana ayrı bir okuma şevki geliyor resmen, yarım bırakmaya karar vermeden önce bunu tatmanızı isterim. Ayrıca Cihan Karamancı çevirisini çok başarılı bulduğumu söylemeden geçemeyeceğim. Özellikle bizde yeri olmayan küfür ve argoları birebir çevirmiş olsaydı bu kadar akıcı olmayacağına ve okurken bu denli zevk alamayacağıma eminim. Bence ortaya gerçekten takdir edilesi bir iş çıkarmış. Spoiler içerecek birkaç şey daha söylemeden önce seriye başlamayı düşünenlere şimdiden keyifli okumalar dilerim. Yorumu buraya kadar okuduğunuz için teşekkürler, devamını okumayı tercih etmeyebilirsiniz.
Uyarımı tekrar yapayım, yorumun devamı spoiler içermektedir. Bir hırsız ile duygusal bir bağ oluşturmamı sağlayan başka bir kurgu daha okumuş oldum, Locke bana çokça Jack Sparrow'u anımsattı. Kitap boyunca gösterdiği kurnazlıklarını finalde de, sözüm ona ana kötüyü alt ederken de görmek isterdim. Locke gibi en mühim yeteneği zekası olan bir karakter karşısındakini yine zekası ve kurnazlığıyla yenmeliydi bana göre, bilek gücüyle değil.
Yorumun başından itibaren en çok bahsetmek istediğim konu aynı bölüm içerisinde beş kişilik çeteden üç kişinin ölümünü okuyor olmamız. Öldüklerini okuduğum kısma kadar Sanza ikizleri bu kadar sevdiğimin farkında bile değildim, gelişebilecek olan yan karakterlerin çatır çatır ölmeleri biraz can sıkıcı açıkçası. Bunun dışında Locke'un kıyafet çalmak için yaptığı dolandırıcılık bölümleri hem en kurnazca hem de en gereksiz olanlardı bence. Zevk alarak okumama rağmen bana gereksiz uzatılmış geldi. Son olarak film haklarının Warner Brothers tarafından satın alındığını okudum, beyazperdeye başarılı bir şekilde aktarılsa ortaya muazzam bir şey çıkar gibime geliyor, beklemedeyim. Yazıyı böyle uzunca yazacak kadar ne dolmuşum yahu, buraya kadar okuduysan teşekkürlerimi sunuyorum. Keyifli okumalar dilerim!