Bütün hikayeler, bir şeyleri saklayabilmek arzusuyla uydurulmamış mıdır? Pek ala öyledir.Ama saklamaya çalıştığınız her ne varsa anlattığınız hikaye ile çoktan gün yüzüne çıkmıştır .İşte saklayabilmek için anlatılan gün yüzündeki başarılı bir roman:Piri
Son 100 yılın en iyi 40 romancısı Faruk Duman ve su ile tüm evreni bütünleştirdiği eseri Piri.. Ödüllere değer vermeyen fakat en prestijli ödüllere sahip Faruk Duman’ın bu eserinde doğa ile insan bir bütündür.Roman doğan ile doğurulanın hikayesidir bir nevi..Roman boyunca düşünürsünüz doğan kim doğurulan kim bu düşünce de sizi alır su altına ahtapotlara,yunuslara götürür,oradan çıplak kadınlar adasına sürükler.. Yani anlayacağınız su üzerinde derin,fantastik,masalsı rüya tadında bir yolculuk yapar , arada derin derin hülyalara dalar, gerçekle kurgunun kıyasıya kavga ettiğini görürsünüz. Kitap yer yer “İhsan Oktay Anar” ve “ Mine Söğüt”ü getirdi aklıma.Fakat kendine ait dili,kelimelere hükmedişi,seçtiği metaforlarla tamamen özgün bir yazar izlenimi uyandırdı.”Söz sezilmek ister,sezildi mi söze gerek kalmaz” düsturu ile hareket eden yazar sezgi ve sözü balıksırtı örgüsüyle resmetmiştir adeta.Tavsiye elbetteki olunur.