Gönderi

Puan vermedi·176 syf.··
2021 5. kitabı
-spoiler içerebilir- Bir DKAB öğretmeni olarak daha bu mesleğe adaykenden beri -4 senedir- kendimi psikoloji bilimine verdim. Bazen 4 senenizi ve gelecekteki hayat amacınızı kitaptaki tek bir cümle açıklar: “Üstat Leonardo, saray şairi Bellincoli’ye bir ressamın sinirlerin, kasların ve tendonların anatomisini çok iyi bilip kavramasının ne kadar önemli olduğunu anlatıyordu.” (Syf.93) Hangi davranışın hangi sebepten kaynaklı olduğunu bilmeden günah-sevap kavramlarını tam olarak açıklayabilir miyim?Mindfulness (öz-şefkat) olmadan günahlardan dolayı duyulan suçluluk-kendine duyduğun sevgi dengesini ne kadar sağlıklı kurabilirim ki? Vs. Vs. Hep bu soruları düşündüm ve düşünüyorum. Uzun sürecek bu alıntıya bu şekilde başlamayı düşündüysem bunun tek bir anlamı vardır: gerçekten insan hayat amacı için, onu sabahları yataktan kaldıracak sebepler için yaşar. Kitap kısaca şunu anlatıyor: Ressam Leonardo Da vinci, ünlü eseri Son Akşam Yemeği’ni tamamlamak üzeredir fakat bir türlü İsa’nın yanındaki havarilerden İsa’ya ihanet eden kişi olan Yahuda’nın yüzünü nasıl resmedeceğini bulamaz ve Yahuda olmayı hak edecek kadar kötü birisini bulabilmek için çarşı pazar dolaşmaya başlar. Yahuda-İsa ilişkisini Behaim-Niccola aşk ilişkisine muhteşem bağlamış yazar. Kitapta, Havari Yahuda’nın İsa’ya neden ihanet ettiğini Leonardo şöyle açıklar: “Yahuda’nın günahı, kendi sevgisine ihanet edecek kadar kibirli olmasıydı.” Binbir macerayla geçen kitabın sonlarına doğru Leonardo artık aradığı yüzü bulmuştur: Behaim. Behaim de o sıralarda ona bir miktar borcu olan oldukça cimri bir adamın kapısına dayanıp durmakla meşguldür. “Kimseye paramı yedirmem ben!” Diye dolaşır Milano sokaklarında. Sırılsıklam aşk yaşadığı Niccola’nın, bu cimri adamın kızı olduğunu tesadüfen öğrenen Behaim; çözümü tıpkı Yahuda’nın İsa’ya yaptığı gibi “kendi sevgisine ihanet ederek kibrine yenik düşmekte” bulmuştur. Ve bu aşk ilişkisinde son sözü evlendiği eşiyle el ele yürürken sokakta Behaimle karşılaşan Niccola söyler: “inan bana, Yahuda’nın yüzünü taşıdığını bilseydim, asla sevmezdim onu.” Biz de Yahuda’nın yüzünü taşıdığını bile bile hayatta pek çok kişiyi sevmedik mi? Ressam Leonardo her fırsatta hayata tanrı penceresinden baktığını ifade eden cümleler kurar: Doğadan Tanrıya ulaştığı cümlelere birkaç örnek: “Bir dili, konuşması ve yaratıcısını yüceltmesi için hareket ettiren kasların sayısını söyleyemez.” “En büyük usta tarafından tasarlanıp yaratılan şu harikulade aracın, kalbin yapısını açıklayabilir mi bana?” “Hiç kanat çırpmadan sırf rüzgar gücüyle havada süzülebilen kuşları düşünüyordu; bu gizem onu uzun zamandır huşuyla dolu bir şaşkınlığa sürüklüyordu.” “Fakat nereye gidersem gideyim, öğrenecek yeni şeyler bulmamı lütufkar tabiatın zenginliğine borçluyum hanımefendi, cansız şeylere ruh üfleyen gücün bana verdiği görev bu.” Kitabın geçtiği dönem olan 15. Yydaki Hıristiyan dünyasının Türk algısını da çok güzel yansıtmış yazar: Behaim’in Osmanlı topraklarından geldiğini öğrenen meyhanedeki insanlar ona şöyle tepki verirler: “Ne? Türklerin oradaydınız ha! diye haykırdı ahşap oymacı, “sizi kazığa oturtup derinizi yüzmediler mi?” (Syf. 40) Hayatta her hikaye mutluluktan bahsederek bitmiyor maalesef ama bari ben incelememi mutluluk bahsiyle bitireyim olmaz mı? Kahramanların kendi aralarında yaptıkları mutluluk tanımları gerçekten okumaya değerdi: “Gerçekten değerli, eşşsiz bulduğum tek şey var; o da zaman. Zamanımı istediği gibi kullanan kişi mutludur’ zengindir. Bense efendiler, yoksulun yoksuluyum.” “Mutluluk, gerçek mutluluk bir günde yok olmayan, asırlarca varlığını koruyan eserler yaratmaktır.” “Mutluluk insanın çocuk yaşlardan beri arzuladığı işte çalışma şansına ermesidir.” Sahi sizce nedir mutluluk?
Leonardo'nun Yahuda'sıLeo Perutz · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20183,043 okunma
··
87 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.