Sana, beni asla tanımamış olan sana." Diye başlıyor bilinmeyen kadının mektubu ve sonra sizi duygudan duyguya sürüklüyor. Yeri geliyor onunla hüzünleniyor, gülümsüyor hatta bazen sinirleniyorsunuz. Karakter bu büyük tutkuyu hep bir bilinmeyen olarak ve tek başına yaşamaya razı olmuş. Böylesi bir tutkuya aşk mı yoksa saplantı mı demeli düşünmedim değil. Zira büyük bir bağlılık, sabır ve hatta cesaret ister böyle yoğun bir duygunun altından kalkmak.
Erkek bir yazarın bir kadının iç dünyasını, psikolojisini onun dilinden, gözünden ve hislerinden bu kadar mükemmel bir şekilde aktarmasına hayran kaldım.