Puan vermedi·324 syf.····Okunma: 24 Mart 2021 17:17 Margaret Atwood'un kadınların tüm haklarının elinden alındığı ve rütbeli askerlere köle olarak atandığı bir dönemi işlediği distopyasıdır. Kitabın adındaki "damızlık" veya "handmaid" ibaresi döllenecek ve çocuk taşıyacak olan anlamında kullanılmaktadır. Romanda yüksek radyasyon ve yaşam koşulları sebebiyle kadınların çoğu doğurganlığını kaybetmiştir. Doğurganlığını koruyabilen bazı kadınlar ise "damızlık" kadınlar olarak nitelendirilmektedir. Bu kadınların tek görevi de doğurmaktır.
Kitap boyunca kadınların bir kast sistemi gibi ayrıldığını ve her grubun belirli bir rengi ve görevi olduğunu görüyorsunuz. Atwood'un bu feminist romanında öne çıkan en önemli noktalardan biri de bu. Şu an kadınlara verilen haklardan bahsedilse bile kitaptaki gruplaşmanın modern hayatımızda da var olduğunu hepimiz biliyoruz. Ayrıca kadınlara verilen renklerin de aslında toplumun sınıfını gösterdiğine dikkat çekmek gerekiyor. Kitap boyunca vurgulanan noktalardan birisi ise; bu kadınlara okuma ve yazmayı yasaklamaları. Toplumdan izole etme ve kendi içlerinde bile ayrışmaya sebep olarak aslında kadınları kendilerine bağımlı ve tutsak hale getirmiş olan bir toplum söz konusu.
Toplumu oldukça sert bir dille eleştiren, feminizm vurgusunu sıklıkla yapan; modern toplum olarak gösterilen bu korku tablosundan çok da uzak olmadığımızı vurgulayan bir romandır.
Ek olarak, Platon'un "Devlet" romanında kurduğu ütopik devlete ilişkin karşıt bir teori olduğunu da düşünüyorum. Platon'un kurduğu yönetim biçimini erkeklere atfetmiş ve biraz da dejenere edilmiş haliyle uygulamıştır. Dolayısıyla, söz konusu sisteme de bir eleştiri olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.