12 yaşında bir çocuğun gözünden insan analizi. Cezayir savaşı sonrası ailelerinden, evlerinde hatta mesleklerinden olan insanların yaşadıkları acıya inat geliştirdikleri yaşam mücadelesi. Okuduğunuzda gerçekten edebiyat okuduğunuzu iliklerinize kadar hissedeceğiniz bir roman.
Michel Marini rock’n’roll ve Cezayir Savaşı’nın hüküm sürdüğü 1959 yılında on iki yaşında bir çocuktu. Michel yaşıtlarının aksine amatör olarak fotoğrafçılıkla ilgileniyor, dur durak bilmeden kitap okuyor ve Denfert-Rochereau Meydanı’ndaki Balto adlı kafede kendisinden yaşça büyükleri langırtta yeniyordu. Bir gün uzun süredir içinde ne olduğunu merak ettiği ama hiç girmediği arka odaya girdiğinde ise bambaşka bir dünyayla tanışacaktı. Bu odada İflah Olmaz Optimistler Kulübü adıyla toplanan, Demir Perde’nin ardındaki ülkelerden kaçıp canlarını kurtarmak için sevdiklerini ve ideallerini arkasında bırakmış insanlarla tanıştı; Igor, Leonid, Sacha, Imré, hatta dönemin ünlü yazarları Joseph Kessel ve Jean-Paul Sartre. Bu odada eski anılar, Sovyet yılları, çarpıcı hayat hikâyeleri ve güçlü dostluklarla karşılaşan Michel, bir yandan hayatı öğrenmeye, diğer yandan da kendine bu dünyada bir yer edinmeye çalışacaktı.
Ancak bu kulübün üyelerini birbirine bağlayan korkunç bir sır vardı ve Michel bu sırrı öğrendiğinde hayatının kontrolü ellerinden kayıp gidecekti. Çünkü o da diğerleri gibi iflah olmaz bir optimist olarak kalacaktı.