-Dunbar kardeşler küçük yaşlarda annelerini bir hastalık yüzünden kaybettikten sonra babalarınında kendilerini terk etmeleriyle baş başa kalırlar. Kendilerini terk edip gitmiş babaları yıllar sonra bir teklif ile gelir: Kim onunla bir köprü inşa edecektir? Tabii ki babalarına nefret duyan kardeşler bu teklifi reddeder. Biri hariç. Clay. Kardeşleri Clay’ın bu teklifi kabul etmesine karşı çıksalarda onun gitmesini durdurmuyorlar.
-Kitap iki farklı zamanda gidip geliyor. Bir kısmı Dunbar kardeşlerin anne ve babasının çocukluklarından itibaren yaşadıkları olayları, birbirleriyle nasıl tanıştıklarını, evliliklerini ve mutlu bir aile olduktan sonra annelerinin hastalığının ortaya çıkmasıyla yuvalarının nasıl dağıldıklarını anlatıyor. Diğer bir zamanda ise Clay sayesinde toparlanan aileyi anlatıyor. Geçmiş ve şimdiki zaman çok güzel bir şekilde harmanlanıp yazılmış. Ben geçmiş zamanı okurken daha çok keyif alarak okudum.
- Tüm bu yaşanılan olayları Dunbar kardeşlerin en büyüğü Matthew’in ağzından okuyoruz. Kitap aslında sadece Clay’ın değil tüm Dunbar ailesinin hayatını anlatıyor.
-Kitabın ilk başları çok karışık olduğundan dolayı kitabı anlamakta çok zorluk çektim. Kitapta karakter sayısı çok fazla olmasından ilk başlarda sürekli karakterleri karıştırdım. Daha ilk 100 sayfaya gelmeden ‘’acaba yarım mı bıraksam’’ bile demiştim. Ama iyi ki bırakmamışım ve devam etmişim. . O kadar güzel bir aile hikayesi okudum ki. Kitabın içine girince karakterleri tanıyıp onlarla yaşadım her bir duyguyu. İlk 150 sayfalarında okuyup yarım bırakmayacaksınız kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
- Beş yaramaz kardeşin büyümelerini, haylazlıklarını, acılarını bazen tebessümle bazende gözyaşı dökerek okuyoruz. Ailenin önemini, dostluğun ne olduğunu, gerçek sevgiyi bu kitapta daha güzel anlayacaksınız.
-"Daima bilinen tek bir şey vardı ya da en azından onun daima bildiği tek bir şey: Bir Dunbar kardeş birçok şey yapabilirdi fakat her zaman eve döneceğinden emin olmalıydı."