Kitap hikayeler üzerine kurulu,her bir hikaye diğer bir hikayeyle bağlantılı bir şekilde ilerliyor.
Dr.Maviye gelen hastaların iç dünyalarında neler yaşadığını görücek ve o yaşadıklarını kendinizle harmanlaştırıcaksınız.
Kıskançlık,sahip olma duygusu,hiçlik,nefs hepsi biz insanoğlunun yaşadığı durumlar...Bazen bu duygularla nasıl başa çıkacağımızı bilemeyiz. Gün gelir kötü yollara saparız, gün gelir duygularımıza yenik düşer ne olursa olsun deriz. Bazen bir boşluk hissi içimizdeki her şeyi alır götürür. O boşluğa sebep olan duygu neyse biz ona tutunuruz ve gözümüz başka hiçbir şey görmez. İşte burada devreye girer hiçlik ya da boşluk hissi...Görmeyiz etrafımızdakileri kapatırız gözlerimizi,yüreğimizi....Kara bir deliğe doğru sürükleniriz.
Oysa görsek bu güzellikleri daha çabuk sıyrılabileceğiz dertlerimizden,hasedimizden...
Mutluluğu çok uzaklarda arıyoruz. Oysaki o kadar yakın ki bize.... Mutluluk ağaçları izlemekte,gözlerimizi mehtapla buluşturmakta,denizin sonsuzluğunda kaybolmakta....Bunlar size küçük bir şey gibi gelebilir ama bir görebilsek bizi karanlıktan çıkarıcak mucizelerin de bunlar olduğunu...
Aya bakıyoruz evet ama,nasıl bakıyoruz, hangi amaçla? Ne hissediyoruz ya da ne diliyoruz? Bu kitap aya bakmak değil aya nasıl baktığının önemini vurguluyor.Yazarın üslubu,kurgusu o kadar güzel ki....Dr. Mavi'nin yanında sanki her şeye şahit oluyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz.
Bir de kitapta geçen bir cümle var çok beğendiğim,
"Yalnızlıkta dinlenmek" bir dert kapımızı çaldığında alın onu ve yalnızlığınızda dinlenin o da gelsin sizle sonra bakın kendiliğinden nasıl gidiyor....