Puan vermedi·230 syf.····Okunma: 30 Mart 2021 11:34 Tabiki Dostoyevski'nin dünyasına girip hayran olmamak elde değil.
Amacı para olmayan en azından dolaylı olarak para olmayan bir kumarbaz. Bir tutku. Bir umut. Bir vazgeçmeyiş. Peki ne uğruna ?
Romanın başında bir başkaldırış var. Benim de aynı düşüncelere sahip olduğum bir başkaldırış. Soylu ailelerin veya soylu olsun olmasın ailelerin zamanında çok çalışıp bütün istek ve hayallerinden vazgeçerek kenara para koyup biriktirdiği olmuştur her zaman. Deli gibi çabalar ondan sonraki gelecek nesli için çalışırdı. Bilinmeyen ama gelecekteki nesli için herşeyi yaparlardı. Gelen nesil ise geleceği düşünmez tembellikle parayı harcamayı düşünür. Harcar da zaten. Verilen savaşın amacı boşa çıkmış olur.
" İşte bu yüksek noktadan bu sefer de kendileri başlar bütün dünyayı ve suçluları yargılamaya. Kendilerine biraz olsun benzemeyenleri hemen o anda cezalandırırlar."
Romanda anlatılana gelirsek, en başından beri bir gizemin olduğu aşikardır. Kitabın sonlarına doğru bu gizem çözümlenir. Bir miras söz konusudur. Ölmesi telgrafla beklenen bir babaanne vardır. Ama babaannenin telgrafla haberi değil de kendisinin gelmesiyle işler karışır.
Aleksey İvanoviç hiç bir şey yapmıyormuş davranarak aslında içindeki bir tutkunun adımlarını yavaş yavaş atıyordu. Yaptığı gözlemler bu adımların sağlam olmasını sağlıyordu.
Sevdiği için birçok şeyi göze alırdı. Onun adını duyduğunda kalbindeki heyecanı hiçbir zaman kaybetmedi. Masaya oturduğunda yaşadığı anın tutkusu vardı gözlerinde paranın ise sevdiği kadına ulaşmak için bir yol olduğuna inanıyordu.