·320 syf.····Okunma: 04 Mart 2021 12:19 Kızların Suskunluğu |3,5/5|
Neden olduğunu bilmiyorum ama bir şekilde kendimi İthaki’nin yayınladığı mitoloji kitaplarını takip ederken buldum bir süre önce. Ben, Kirke ve Akhilleus’un Şarkısı kitaplarını arka arkaya okuduktan sonra böyle bir oluştu kafamda ve bugün de Kızların Suskunluğu okumuş olarak, İthaki’nin mitolojik kitap yayınlarını takip etmeyi sürdürüyorum.
Tarihin neredeyse her zaman eril bir dille yazıldığını kanıtlar nitelikte olan mitolojilerde kadınlara söz hakkı verilmemiş olması durumunu düzeltmeyi amaçlayan kitaplardan biri Kızların Suskunluğu. Truva savaşında Yunanlılara esir düşen Briseis ve diğer kadınların hikayesini anlattığını iddia ediyor kitabımız. Hikayeyi Briseis’in ağzından duysak da diğer kadınların hikayeleri yüzeysel olarak anlatılıp geçiliyor gibi düşünüyorum.
Kitabın en büyük başarısı, kahraman olarak atfedilen Yunanlılara dışarıdan bir gözle bakabilmek olmuş. Akhilleus ve Agamemnon gibi karakterlerin ve kamptaki askerleri onları yücelten ve onların kahramanlıklarını anlatmayı amaçlayan bir ağızdan değil de onlar tarafından kullanılan ve onlardan nefret eden bir karakterin ağzından duymak ilginçti, güzeldi. Benim kitap hakkında düşündüğüm şey yazarın bu kitabı yazarken kimleri hedef aldığı. Çünkü kitap bir noktadan sonra bize Akhilleus’un hikayesini anlatmaya başlıyor ve Briseis’ten koptuğumuz kısımlar görüyoruz. Sanki yazar Truva savaşını hiç okumamış ya da duymamış insanlara da hitap etmek istemiş gibi bir izlenime kapıldım.
Şahsen ben kitabı Briseis’in açısından okumak isterken, belki çok fazla değil ama bir kısmı, Akhilleus’un ağzından, bu kitabı okumaya niyetlenmiş birçok okurun öncesinde başka kitaplarla okuyup öğrendiği hikaye yeniden anlatılıyor. Erkeklerin, köleleri hakkında onlar odadayken bile onlar hakkında konuşması ve onlara mallarıymış gibi davrandıkları kısımlarda kadınların düşüncelerini okuyabilmemiz güzel, ve bu kitabı önemli yapan hususlardan, o yüzden, yazar neden Briseis’in dahil olmadığı kısımları da anlatmak istemiş pek anlamlandıramadım.
Briseis karakterinin geçmişi de pek fazlasıyla işlenmiyor. Kıyaslayacak olursak, Ben, Kirke kitabında Kirke’nin karakteri çok daha derin ve çok daha iyi bir şekilde işlenmişti.
Kitabın bazı kısımları olmasa, diğer kadın karakterleri de okuyabilsek ve Briseis’in geçmişini daha iyi öğrenebilsek kitap bittiğinde başından daha mutlu kalkabilirdim. Yine de belirtmem gerekir ki bence Truva savaşına farklı bir açıdan bakmak için güzel bir hikaye. Yalnızca isim olarak bahsedilen, yalnızca birkaç cümlede yer alan ya da hiç yer almayan karakterlerin de altından neler çıkabileceğini gösteren, Truva savaşı bir yana savaşın korkunçluğunu çarpıcı bir şekilde göstermeyi başaran, iyi bir kitap Kızların Sessizliği.
Yine de ikisi arasında bir tercih yapacak olsam Ben, Kirke’yi seçerdim. Belki kıyaslanamayacak kitaplardır ama ben böyle düşünüyorum.
Köleliğin biteceği güzel günler dileğiyle. Kendinize iyi bakın.