·260 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Mart 2021 13:51 Hainli Döngüsünün yedinci kitabı Bağışlanmanın Dört Yolu'nda Ursula'nın kalemine yine aşık oldum.
Yeowe ve Werel gezegenlerinde geçen bu öyküler sahiplik-kölelik, kadın-erkek ilişkilerine değiniyor.
Yeowe'de kölelerle Werelli sahipleri arasındaki yıllarca süren savaş, kölelerin kuruluşuyla sonuçlanıyor ama kazandıkları bu hürriyet sadece erkekleri mi ait? Kadınların ilk adımı attığı bu savaşın sonucunda yine esaret altında kalan kadınların durumu açıkça gözler önüne serilmiş.
En sevdiğim öykü Bir Kadının Kurtuluşu oldu, dördüncü öykü. Sahip zihniyeti-köle zihniyeti, kadını köleleştirme, kadının verilen özgürlük ya da kadının kazandığı özgürlük üzerine harika bir öykü.
"Kadınlar burada, bu dünyada nedir biliyor musun? Bir hiçtirler. Onlar hükümetin bir parçası değil. Kurtuluşu kadınlar yaptı. Onun için tıpkı erkekler gibi çalıştılar ve öldüler. Ama general değillerdi, reis değiller. Onlar bir hiç. Köylerde hiçden de azlar, iş hayvanı, damızlık hayvan."
" Benim bütün söyleyebileceğim hem kadın, hem erkek olarak en kolay cinselliğimiz konusunda köle ediliyor olabildiğimizdir. Hatta hür erkekler ve kadınlar olarak hürriyetimizi en zor muhafaza edebildiğimiz yer de orası diyebiliriz. Tenin siyasi düzenleri iktidarın köküdür."
"O halde kadınlar için hürriyet nedir? Bu, erkeklerin hürriyetinden farklı mı? Ya da hür bir insan, hür müdür?"
İlk hikaye olan İhanetler'i anlamakta ve içine girmekte biraz zorlanmıştım. Son bölümdeki bilgilendirici yazıları okuyup öyküye geri döndününce hikaye netleşiyor.
Bağışlanma Günü'nde kadın sefire Solly ile tanışıyoruz. Bildikleri kadınlardan ya da açıkçası köleleştirdikleri kadınlardan çok farklı olan Solly'nin erkek egemen bu topluluk üzerindeki yarattığı etki anlatılıyor. Solly' e hayran olmamak elde değil.
Halktan Bir Adam'da ise, köyde yaşayan bilgiye aç bir gencin bilgiyle olan değişimi var. Havzhiva'nın yaşam öyküsüne ise ilham verici diyebilirim.