Görmezden Gelinenlerin Öyküsü
10/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2021 18. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2021 22:00
Irene Nemirovsky’nin ve Can Yayınları Lacivert Klasikler serisinin okuduğum ilk kitabı, Don Juan’ın Karısı. Kitap, konsept gereği fazla uzun olmamasına rağmen içerisinde Nemirovsky’nin iki adet öyküsüne ev sahipliği yapıyor. İlk öykümüz, aynı zamanda kitaba da adını veren “Don Juan’ın Karısı”. Bu hikâyede esasen mutsuz bir çiftin çıkarlara dayalı zoraki evliliğini, zamanında onların yanında çalışmış olan bir hizmetçinin geriye bıraktığı mektuplarından öğreniyoruz. Bir tarafta doyumsuzluğu, paragözlülüğü ve çapkınlıklarıyla ünlü Mösyö; öbür tarafta da kendi annesinin gözünde bile hiçbir değeri olmayan, hayatı boyunca kocası dahil hiçbir erkek tarafından çekici bulunmamış olan Madam Nicole. Uzun yıllar boyunca kocasının her türlü kaçamağını ve Mösyö’nün dahi gizlemekten çekinmediği tek gecelik ilişkilerini sineye çeken Nicole’ün hayatı adeta bu Don Juan’ın “şanının” gölgesinde geçmektedir ve herkesin gözünde silik, soğuk, duyarsız bir karakter olarak hafızalara kazınmıştır. Aslında olay örgüsünün en can alıcı kısmı da Madam’ın etrafındaki herkes tarafından hor görülmesi ve göz ardı edilmesiyle başlıyor. Hikayenin sonlarında Nicole’ün aslında yıllardır kocasının yanında çalışan bir görevliyle ilişkisi olduğunu, yıllarca ona finansal destek sağladığını ve bunun karşılığında da içindeki sevgi açlığını biraz olsun onunla gidermeye çalıştığını öğreniyoruz. Hatta Nicole’ün bu adama olan tutkusu ve zaafı öylesine derin ki, nihayetinde kocasını öldürüp hapse düşmeyi dahi göze alabiliyor. Bu kısa ama çarpıcı eserde yıllarca aşağılanmış, salak yerine konulmuş ve etrafındaki hiç kimsenin ondan böylesi bir eylemi beklemediği “silik” bir karakterin kendi içinde ne fırtınalar yaşadığını ve gerektiğinde inandığı değerler veya hissettiği duygular uğruna bütün hayatını, soyluluğunu, malını mülkünü tek çırpıda harcayabileceğini görüyoruz. Böylelikle Nemirovsky bize bir karakterin hafızalarımızda yer edebilmesi için sayfalarca, bölümlerce, hatta belki de ciltlerce yazmaya gerek olmadığını cesurca kanıtlıyor. Yalnızca 30 sayfada ve esasen bir başkasının ağzından duyduğumuz hikayesiyle bile Madam Nicole beni öylesine derinden etkiledi ki, hafızamda çok uzun süreler boyunca yer edebilecek bir kişiliğe evirildi. Hikayemizin bir diğer büyük kahramanı ise mektupların sahibi ve Nicole’ün bile varlığından habersiz olduğu gizli ortağı Clemence. Yıllarca bir sır gibi sakladığı bu sırları artık ölüm döşeğinde yatarken anlatmaya ve vicdanını rahatlatmaya çalışan Clemence’in hanımına olan sadakati, dürüstlüğü ve merhameti hepimizi şaşkınlığa sürüklüyor. “Kimse asla hizmetlilerle ilgilenmez; mutlular mı, mutsuzlar mı diye kendine sormazdı. Hatta sanki bir başkasının evine girdiğin gün geçmişini kaybedermişsin gibi nereden geldiklerini, evlerini, ailelerini bile merak etmezler.” diyen Clemence, hiçbir karşılık veya mükafat beklemeksizin gönülden sevdiği ve değer verdiği Nicole’e gizli gizli destek olmuş, hatta cinayetten sonra suç delillerini ortadan kaldırıp saklamıştı. Özetleyecek olursak bu hikaye bize günlük hayatta görmezden gelinen insanların aslında nasıl duygular beslediklerini, gerektiğinde ve gizlice neler yapabileceklerini oldukça etkileyici ve samimi bir şekilde aktarıyor. Henüz Irene Nemirovsky ile tanışmamışsanız bence bu kitap bir muhabbet başlatmak için oldukça iyi bir seçenek.
1000Kitap Gerçek Okurlar
Don Juan'ın KarısıIrene Némirovsky · Can Yayınları · 2021453 okunma
·
278 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.