... Noel arifesiydi. Georgie bize yemeğe gelecek bir misafiri almaya gitmişti. Bekliyoruz bekliyoruz Georgie gelmiyor! Deliye dönmüştüm, derken acil servisten aradılar. Kocamla hemen yola koyulduk. Asansör çalışmadığı için çok hızlı biçimde merdivenlerden çıkmış ve açık bir pencereyi fark etmemiş, pencerenin camı başına girmiş. Yaraları hâlâ durur. Yara dikilmeden önce iyi temizlenmediği için ertesi gün ateşi 40'a çıkmıştı. Ateşi düşmedi ve en sonunda gecenin bir vakti ameliyat olmak zorunda kaldı. İki hafta boyunca yaşamla ölüm arasında gidip geldi, başta ateşi sürekli 40-41 dereceydi; iki haftanın sonunda biraz düşmeye başlayınca, bana "bir kitap oku, bir sayfa oku" dedi. Sayıklıyor, kapıdan hayvanların girdiğini görüyordu vb. Ona bir sayfa okudum ve bana şöyle dedi: "Tamam. -Nasıl tamam? -Delirmeyeceğimi biliyorum artık, kesinkes anladım." Eve dönünce, ilk kez bir fantastik öykü yazmaya başladı. Yıl 19338'di, demek ki 39 yaşındaydı. Kaldı ki, ona klinikte okuduğum bir sayfa Bradbury'nin Mars Yıllıkları'ndandı (sonradan bu kitaba bir önsöz yazdı). Ondan sonra, fantastik öyküler yazdı sadece, bu metinler beni biraz korkutur çünkü pek iyi anlayamıyorum onları. Günün birinde ona şöyle dedim: "Neden artık eskisi gibi şeyler yazmıyorsun?" Bana şu yanıtı verdi: "Bırak, boşver onları." Haklıydı.