·87 syf.····Okunma: 09 Nisan 2021 20:20 Bu bir inceleme değildir, bir içses, kendime hatırlatma...
Yıllar evvel tanıştım Feride'yle...
Yağmur yağardı, yanımda Feride,
Yapraklar düşerdi, dilimde Feride
Sonbaharın yere düşen yapraklarında en çok bordo yaprakları sevdiğim gibi severdim Feride'yi..
Bir filmin, o en can alıcı sahnesinde,müziği ile başbaşa bırakır ya yönetmen izleyiciyi ,o çalan şarkıları dinler gibi dinlerdim Feride'yi
Yıllar evvel tanıdım,hangi yıl onu anımsayamasamda Feride hep aklımda...
....
Aşktı
Hayattı
Kavgaydı Feride...
Yenmekti
Yenilmekti
Özlemek ve kavuşmaktı Feride
Yağmurda çıplak ayak dans etmek ve zilleri çalıp yalın ayak kaçan bir çocukluktu Feride...
Ah ne çok şey ve tek bir şeydi...
İyiki okumuşum demekten ziyade, Yılmaz Odabaşı iyi ki yazmış dediklerimden..
Ne güzel yazmış..
(herkesin bir feride'si vardır bilmez miyim
herkesin bir ayakkabısı gibi bir de şarkısı
herkesin bir kimsesi vardır ben bilmez miyim
bir de kimsesizliği...)
Boşuna yazılmamış bu satırlar, şair/ yazar işte bunları yazarken biliyordu bizi nasıl tavladığını / tavlayacağını...
Ne çok altını çizdiğimiz satırlar biriktirmiştik Feride'yle..
Herkesin bir feride'si vardı,evet
Kiminde aşk, kiminde hayat, kiminde evlat,kiminde dostluk, kiminde sanat,kiminde şarap,kiminde eşya...
Ama vardı işte ,hepimizin içinde birşey ve hiçbir şey.....
....
Bir dostu anarak diyorum,
Affına sığınarak ve affederek...