Kadınların yüzyıllardır çektiği acılara, her türlü sorun karşısında nasıl mücadele ettiklerini anlatan mistik bir roman ... Kadınların her yüzyılda bitmeyen tek sorunu özgür olabilmek özgür kalabilmek... Yaşadığı toplumlar tarafından , horlanmadan , yıpratılmadan , hak ettiği değer verilmeli .. Fakat malesef bu sorunların ardı arkası yok ... Hep devam etmiştir dileriz ki bir gün son bulur ...
Bu roman yalnızca Heda'nın hikayesini anlatmıyor bize . Gecmiste , simdi ve gelecekteki tum kadinlarin sorunlarina , caresizliklerini adeta merhem olacak sözler ... Heda bir gazeteci .Ailesi onaylamasada çok severek ve isteyerek bu mesleği secmiştir. Memleketi Adana'dan ayrılıp Istanbul'a gelmiştir. Bir gun bir haber yüzünden işinden kovulur ve sevdiği (ya da sevdigini düşündüğü)nişanlısının yanına gider. Hiç ummadigi bir tepkiyle karsilasir ve ayrilma karari alir. Yeni iş arayislarina girer ve sonunda yeni işine başlar. Her şey yolundadır ta ki bir gün müdürü ondan bir belgesel çekmesini isteyene kadar . Asıl hikaye bundan sonra başlar . Istanbuldan mardine , mardinden
Suriyeye , Bağdata ve Amarada son bulan uzun bir yolculuk...Bu yolculukta birbirinden farkli olaylarla karsilasir Heda ... Bir çok efsane , mitolojik olaylar , Tanrıça İştarın kurduğu imparatorluk ve o imparatorluğun yıkılışı...
Tanrıça İştar her zaman haksizliga ugrayanların, düşkünlerin yanında olmuştur . Hakkında çıkan iftiralara dedikodulara diğer tanrılar inanır ve onun tapınağına saldırırlar . Her sey yerle bir olur . Tanrıça yoldaşlarıyla mağaraya sığınır. Ve sonunda Venüs'e sürgün edilir ...
Bu mitolojik olaylardan Heda çok etkilenir ... Elbette ders çıkarır ve hayatının akışını ona göre yönlendirir ...