Sinan Akyüz'ün okuduğum ikinci kitabıydı, daha öncede yazarın İncir Kuşları adlı kitabını okurken 1-2 gün gibi kısa sürede bitirmiștim. Bu kitapta bir günde bitiverdi. Dili sade, akıcı bir yazar zaten Sinan Akyüz.
Kitabın konusuna gelecek olursak; beni çok çok derinden sarstı diyebilirim. Edebi cümlelere, uzun uzun betimlemelere girmeden Delâl'in acısını içimde hissettim. O çaresizliği, yüreğinde yer edinen sızıyı ilmek ilmek kendimdeymiș gibi bir duyguyla okudum kitabı. Bazı yerlerde gözyaşımı dahi tutamadan ağladığım oldu. Belki sevdiğimi kaybetmiș olmamın verdiği bir yaşanmıșlıkla Delâl'e sıkı sıkı sarılmak istedim. Kitap Töre kavramının acı yüzünü bir kez daha gösteriyor bize. İnsanların daha sevdiğini kaybetmenin acısını yaşayamadan töre adı altında oradan oraya sürüklenip, kadın erkek demeden hayatlarına başka bir yön çizip buna kader demelerini konu almış.
Herşeye rağmen kitabın güzel bitmesine sevindim. Yazar tüm kitap boyunca sabır ve umuttan bahsedip ince ince işlemiş kavramları. Umarım kitabı okuyan herkesin içi umutla dolar.