İsteyince bir günde bir kitap okuduğum kitabın yorumuyla geldim.
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı.
Aslında aklımda Bir düğün iki entrika İsmail vardı ama nasip bu kitabına oldu.
İlk sayfalarda aşırı eğlendim.
Hele o yaşlı dişi kurtlar mükemmeldi.
Mahalle ve kan bağı olmadan bile birbirine sımsıkı bağlı olan o aile sıcaklığı içimi ısıttı.
Kitapta gerçeklik payı oldukça yüksek duygular ve gelenek görenekler vardı.
Bu da beni üzdü.
Şimdi konusundan bahsetmek istiyorum.
Yahya mahallesinde aşık olduğu Zeynep'in evlenmesine ve evlenmesine rağmen onu sevdiği için kendinden ve mahallesinden utandığı için Düzce'ye yerleşip kendine acılarla dolu yeni bir hayat kurma çabasındadır.
Esra ise İnci ve İsmail'in düğününde sadece bir kere öylesine dokunduğu Yahya'nın etkisinde ikinci bir üniversite okuma derdine düşüp bir plan yapıp o planı hayata geçirir.
İsmail kardeşi gibi sevdiği kuzeninin tercihinde ki 4 şehrin içinde Duzce'yi görünce hemen Düzce'ye karar verir ve plan hayata geçer.
İlk günlerde mutluluğu ve planı takır takır işleyen Esra'nın ilerleyen zamanlarda hiç tanımadığı bir kadınla yarıştığı zamanlar gelirken bu yarış ve savaş gün geçtikçe Esra'yı derinden yaralamaya başlar. Yahya'nın içini döktüğü bir defteri okuyan Esra'nın açısı daha da katlanır ve sonunda acı çığlıklarla Yahya'ya oralara kadar neden geldiğini haykırır ve bundan sonra iki genci de önce acı büyük bir acıyla karşılar ardından mutluluk onları sımsıkı sarmalar.