Louis Blanc, bu rutubetli ve karanlık bodrumlar büyülü bir esin kaynağıymış gibi kendisini dinleyen işçilere, gelecekteki müstakil ve aydınlık evlerini parlak bir biçimde anlatıyordu. Nutkuna kendini iyice kaptıran hatip, sözlerini şöyle bitirdi:

“Gidin ve çalışın. Bize güvenin. İşte bakın, sizin böyle bahçeleriniz olacak.” Louis Blanc ayaklarının üzerinde yükselerek pencereyi açtığında, yüzyıllardır saray bahçıvanları tarafından yetiştirilen nadide çiçeklerin ve bitkilerin bulunduğu Lüksemburg Bahçeleri’nden eşsiz bir koku yayılarak zemini pis, duvar kağıtları yıpranmış karanlık salona girdi. Salondakiler bahçedeki güzel kokularla birlikte kuş sesleri de işittiler; salona suskunluk çöktü.

Sorunları Çözme Komisyonu’na çağrılan burjuvalar, sakallarının ardında gizlenerek sırıttılar. Bu dikkafalı emekçilerle uzlaşma, çantada keklik gibiydi şimdi. Ama şikayet için gelen kalabalığın arasından fırlayan biri bu sükûneti bozdu.

“Siz, yurttaş Louis Blanc, bize ‘gidin ve çalışın’ diyorsunuz,” dedi gürleyen bir sesle Étienne Cabien. “Bize bunu tavsiye ederken hiç düşündünüz mü? Bütün bunlar, isteseniz de istemeseniz de bir kandırmacadan ibaret. Sizi kim anlayabilir ki? Siz, bizi kandırmalarına yardımcı oluyorsunuz! Yoksa yurttaş Louis Blanc bilmiyor mu ki, bizim, ne üzerinde çalışabileceğimiz tarlamız ne ev yapmak için odunumuz ne de dövmek için demirimiz var. Bahçelerden meyve toplamak, vahşi hayvan avına gitmek veya orman serinliğinden zevk almak bize yasak! Payımıza ne yeterince iş ne de yaşamın nimetleri düşüyor. Bu dünyaya geldiğimizde baktık ki, artık her şeyin bir sahibi var. Bizi acımasızca kaderimize terk eden kanunlar, bizsiz çıkarılmış. Ne diye, gelecek hakkında güzel şarkılar söylüyorsunuz? Biz, hemen bugün, yaşamak ve babalarımızın ve ellerimizin yarattığı her şeyden kendi payımıza düşeni almak istiyoruz. Sahibi olamayacağımız evleri neden inşa edelim? Biz bodrumlarda yaşarken inşa ettiğimiz evlerde, genellikle kocaman evlerde, iki-üç kişi keyif çatıyor. Yeryüzündeki her şey, insanların onları eşit olarak paylaşmaları için verilmedi mi? Bizzat siz, kitaplarınızda böyle yazmıştınız. Oysa gerçekte, üretim araçları çoğunluktan alınarak seçilmiş azınlığın eline bırakılmıştır.”