Puan vermedi·626 syf.····Okunma: 17 Nisan 2021 01:38 Bir victoria dönemi daha. Aşk ve Gurur, Uğultulu tepeler’den sonra okumak için aklıma yazdığım ve zamanını bekleyen Jane Eyre beni hiç hayal kırıklığına uğratmadı. Biraz gerilimli havasıyla uğultulu tepelere daha çok benzediğini söyleyebilirim. 1.tekil ağzından (Jane Eyre) anlatılan olaylar geçmişe yönelik bir anı gibi. 2017yılında çıkan Anne with an E dizisiyle birlikte zaten bildiğim bu romanı, sıkça duymaya başladım. Artık zamanı gelmişti.
400-500 sayfaları arasında beni ağlatmış bir kitap. Ne kadar tutsam da Jane’in kendini boş tarlalara vurduğu, parasız pulsuz aç susuz dolaştığı kısımlarda empati duygumu tavan yaptırmış gözyaşlarımı akıtmıştır. Bacım kalpsiz misin? Bir yol bulunurdu sorunlar cözülürdü. O adamı öyle nasıl bıraktın..Yüreğim nasıl sızladı benim onları okurken..Sanki o adamı seven benim yani bana ne oluyosa..
Sonunu ve hikayesini bilmeden (bilinçli olarak öğrenmeden) okuduğum için 500den sonrasını ara vermeden okudum. Kitap güzellik yakışıklılık algılarını tekrar düşündürüyor. Daha yüce duyguların önemini vurguluyor. Ayrıca hristiyanlığa fazla değinilmiş gibi geldi bana. Hele de son cümleleri. Daha farklı olmasını, daha ana karakterlerle ilgili olmasını isterdim. Dün akşam bitirdiğim bu kitabın film uyarlamalarından birini hemen izlemeli ve rahata kavuşmalıyım simdi.