Gönderi

8/10
·480 syf.··
2021 7. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2021 07:17
Bu kitapta Çehov'un ilk uzun öyküsü Step (Bozkır diye de çevrilmiş), Düello, Üç Yıl ve Hayatım isimli öyküleri yer alıyor. Malumumuz Çehov'u normalde yapıtlarını olaylardan ziyade kişilere ve kişiler arasındaki ilişkilere dayandırmasından biliriz. O inanılmaz gerçek karakterler çizer, nasıl oluştuklarını anlayamadan sayfalarda kaybolur gideriz, gerçekliği başımızı döndürür. Step öyküsünde ise bambaşka bir yazar kimliği çizmiş ve bir yolculuk hikayesi olarak adlandırıbilecek bu öyküde bozkırın kendisini adeta bir karakter olarak dahil etmiş. Çok fazla betimleme yapmış ama Çehov'un bence asıl ustalığı bu olmadığı için betimlemeler fazlaca uzun ve biraz da kaba kalmış. Bunun dışında yolculuğu yapan Yegoruşka isimli çocuğumuzn duyduğu yalnızlık, korku, şaşkınlıklar güzel işlenmiş ve yine karakterlere önem verilmiş olsa da ben o tadı alamadım. Kitaptaki ilk öykü olması yüzünden de hay Allah kötü bir seçkiye denk geldim herhalde derken güzeller güzeli Düello öyküsü başladı. Bu öykü tanıtım yazısında olduğu gibi düello olgusunu tartışmanın çok ötesinde bence. Öykü şehirdeki entelektüel ortamından bunalan ve kendini boşlukta hisseden bir adamın, başkasının nikahlı karısı olan sevgilisiyle birlikte toprak işi yapma ve sözde entelektüel camianın boşluğundan böyle intikam alma hayalleriyle Kafkasya'ya yerleşmesini ancak çok geçmeden bu hayalin boş çıkmasını önce güya kol gücüne dayalı bir hayat kurma hayalinden sonra sevgilisinden sıkılıp şehre geri kaçmanın yollarını aramasını anlatır. Ancak burada hem baş karakter hem onun sevgilisi hem de bulundukları küçük kasabada görüştükleri diğer kişiler o kadar muhteşem anlatılmıştır ki hayretler içinde ağzınız açık kalır okurken. İşte Çehov budur, böyle kalmalıdır. Baş karakterimizin, kendisinin tam zıddı bir karakter çizen kişi ile aralarındaki gerginlik en sonunda düello yapmaya varır, elbette aralarında düellonun sanıldığı kadar yüce bir şey olmadığını da konuşur karakterler ancak bence Çehov'un amacı burada düelloya bir eleştiri getirmek olmamıştır. Çünkü bilakis ölümle burun buruna gelmek baş karakterimiz üzerinde büyük bir dönüştürücü etki yapar, o zamana kadar iç dünyasında taşıdığı gerginlikler, bıkkınlıklar, sorgulamalar, yaptığı haksızlıklar bir bir su yüzüne çıkar ve kimsenin ölmediği düello bittiğinde karakterimizi bambaşka bir çehrede görürüz. O artık şehre kaçma fikrinden vazgeçmiş, yanındaki kadına dört elle sarılmış, bir aile kurmuş ve adeta Dostoyevski'nin Şatov'u gibi "çalışarak erişmektedir Tanrı'ya." Üç yıl hikayesi ise benzer şekilde bir ana karakterin üç yılını ve bu üç yılda geçirdiği değişimi anlatır. Onunki biraz daha umutsuzdur. Zengin ve tüccar bir babanın oğludur, çocukluğu babasından dayak yiyerek baba mesleğini zorla icra ettirilerek geçmiştir. Artık bir yetişkin olduğunda yanlış bir evliliğin götürülerinden sonunda hasta düşen kız kardeşinin arkadaşına aşık olur, aşık olduğu kadın onu sevmeden sırf öylesi uygun düşeceğinden evlenirler. Tabi ki bu evlilik manevi bir işkenceye dönüşecektir, karısı Yuliya kocasının ona Moskova'da tattırdığı hayattan keyif alır, kocasının arkadaşlarıyla güzel bir bağ kurup oyalanır ve ömrünü bu şekilde geçirir, kocasına sadakatsizlik yapmaz ve üç yılın sonunda artık onu içtenlikle özleyecek kadar sever de. Baş karakterimiz ise hayatında mutsuz olduğu hiçbir şeyi değiştiremez, babasından gördüğü eziyetlerin adını koyar en sonunda ancak ailesinin geliri ile yaşamaya devam eder, karısına olsn aşkı da biter üç yılın sonunda ancak bu konuda da bir aksiyon alamaz ve yaşamaya devam eder öylece. Hayatım öyküsü ise kaç kuşaktır prestijli işler yapan varlıklı ve üst sınıf bir ailenin oğlunun tüm bunların boşluğunun adını koyarak işçi olmaya karar vermesiyle başlar. O anlamlı bir hayatın ancak bu şekilde yaşanacağına inanır. Ailesi başta olmak üzere tüm tanıdıklarınca eleştirilir ama vazgeçmez. En sonunda yine yüksek sınıftan bir genç kadına aşık olur. Kadın eski bir sanatçıdır şimdi ise çiftliğe yerleşip toprakla uğraşmaya karar vermiştir çünkü ona da hayatın anlamı buymuş gibi gelir. Evlenirler ve ilk başta her şey toz pembe gider. Ancak zaman içinde kadın muhatap olduğu köylülere latlanamamaya, onları yabani bulmaya başlar. En sonunda eski yaşantısına dönmek üzere Amerikaya gider, karakterimiz de tekrar başladığı yere döner ve işçi olarak yaşantısına döner. Bu hikayenin gerçek mutluluğu kol gücünde ve toprak reformunda gören Tolstoy'a bir eleştiri olduğu düşünülür ki haklı da bir görüştür: en azından şehirlilerin hayal ettiği gibi olmadığını görürüz. Bu durum bugün bile çok tanıdıktır, İstanbulun keşmekeşinden sıkılan ve sözde anlamı bulan şehirli kişiler köye yerleşir ve umduklarını bulamazlar bu belki de herkesin ait olduğu yerde kalmasıyla belki de toprak rüyasının da bir çok şey gibi eski bir avuntu olmasıyla alakalıdır. Ben Step hariç bu seçkideki öyküleri çok beğendim. Dört öykü toplam beş yüz sayfa, gerçekten de uzun öyküler :) niyet eden herkese şimdiden iyi okumalar
Uzun HikâyelerAnton Çehov · Yordam Edebiyat · 201922 okunma
·
74 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.