Mahmut Çayır, Fareler ve İnsanlar'ı inceledi.
 20 Ara 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

21 kişiye mezar olmaması mucize olan metal yığınının içinde nefes almaya çalışırken, parmaklarıma sıkı sıkı yapışmış olan yırtık poşedin farkında değildim. O Lennie imiş. Masum gözleri ile, beni bırakma, diyormuş. Bunu, üç hafta sonra kitabı okurken malum final sahnesinde, şaşkınlıkla ani bir hareket yapıp arkama yaslandığım an anladım. Sırtımdaki son cam parçası da çıkmış ve ilk kez bir roman kahramanı, fiziksel manada, canımı yakmıştı.

Lennie… Yüreği dünyadan büyük, temiz kalpli, saf, katil…

George… Akıllı, fedakar, iyi dost, katil…

Slim… Mağrur, güçlü, saygı duyulan, azmettirici…

Curley… Takıntılı, bencil, azmettirici…

Curley’in karısı… Kötü, sinsi, memnuniyetsiz, ilgi çekme meraklısı (bunlar yazarın söyledikleri, zira insanları ‘iyi’ ya da ‘kötü’ olarak sınıflandırmak nazarımda çok büyük bir hatadır, sayfa 109), azmettirici…

Finale üzülmeyen yok gibi. Curley’in ve karısının başına gelenlere üzülen oldu mu hiç? Bir çoğumuz bunu düşünmedi bile değil mi? Öyle ya, onlar başlarına gelenleri, şu veya bu şekilde, hak etti!

Steinbeck, masumiyeti Lennie ile, zekayı George ile, aklı ve saygınlığı Slim ile, saplantıyı Curley ve karısı ile kişileştirmiş. Okur da azmettiricileri katillerden daha suçlu olarak kabul etmiş genelde. Yazarın tuzağına düşmüşüz gibi geldi bana.

Zorunlu bir amaca hizmet etmeyen her cinayet dünyayı daha da kötü bir hale sokar. Kitaptaki tek hakkaniyet, final sahnesi idi. Ancak her şeye rağmen ben o finalde yer almazdım.

Sanılmasın ki Lennie’nin hayalleri gerçek olmadı. George her anlattığında tekrar tekrar gerçekleşiyordu onun masum hayalleri. Yumuşak şeylere her dokunduğunda, George ile her konuştuğunda…

Görünenden çok daha derin manalar barındıran, dönemin ABD’sinin karanlık yüzlerinden birine ışık tutan, sade dilli bir eser. Tasfirler, ruh halleri, yaşanılanlar… Yazar yaşadıklarını okuruna çok iyi yansıtmış. Kesinlikle her bireyin okuması gereken bir eser...