İnsan beyni, dünyada eşi benzeri olmayan bir mucizedir. Bitimsiz ve sınırsızdır. Yeryüzünde varolan her şeyin devasa gücüne sahiptir; sanat, bilim ve teknik, iyi ve kötü, aşk ve nefret. O, evreni koşar adım dolaşır, yeryüzü derinliklerini delip geçer! Galaksi kadar engin insan belleği, insanlığın tüm tarihini kaydedebilir.

Beyin, tüm fabrikaların fabrikası ve tüm kitapların kitabıdır… Onun dehasının dünyada üretemeyeceği hiçbir şey yoktur. İnsan beyni; bugüne dek hem tanrılara yurt oldu ve hem de tanrılarla kavgaya tutuşabilecek en büyük savaşçı.

Düşünen insanı, emek yarattı ve beyin, gelişimini, dev gücünü, doğanın sırlarını keşfetme cesaretini emeğe borçlu.

Dünyayı kim yönetiyor, toplumsal gelişimin karşı konulmaz yasaları nelerdir ve böylesi yasalar gerçekte var mıdır? İnsanlık binlerce yıl boyunca, bu bilmeceyi çözmek için çırpındı durdu.

Kimilerine göre, dünya şeytani bir kaostan ibaretti; kimilerine göre ise, tanrının yarattığı düzenli, mutlak bir şeydi. Ve sadece Marx’ın deha beyni, toplumların doğuş ve gelişmesi üzerindeki sır perdesini kaldırdı.

Onun keşfettiği yasalar çürütülemezdir. Dünyanın bütün tarihi ve geçen her gün bunu kanıtlıyor. İnsanlık, Marx’ın dev dehasının keşfettiği toplumsal ilişkiler çerçevesinde ilerliyor.