·512 syf.··Beğendi
···Okunma: 30 Nisan 2021 22:45 En son bir Leigh Bardugo kitabı okumamın üzerinden çok uzun bir zaman geçmiş, üstelik Gölge ve Kemik serisiyle de pek güzel bir şekilde yollarımızı ayırmamıştık. Baş karakterlerine ısınamadığım her kitapta bunu yaşıyorum, kitaplar elimde sürünüyor. Malyen ve Alina ile olanlar da tam olarak böyleydi. O seriyi bu kadar süründürmüşken Kargalar Meclisi'ni ilk gördüğümde bir an duraksamadan yanından geçip gitmiştim. Bayağı yanlış bir hareketmiş. Kitabı birkaç saat önce bitirdim ve açıkcası beklediğimden çok çok daha iyiydi. Yine de okurken beni sinir krizine sokan birden fazla şey oldu. Ya da şöyle söylenmeli: Kaz Brekker beni birçok yerde sinir krizine soktu.
Kaz'ın aklından geçenleri ve hislerini açık açık ve rahatça ifade edememesini gerçekten anlayabilirim. Gerçekten. Ben de her düşüncesini ve hissini bir anda ortaya dökebilen biri değilim. Güven sorunlarını da anlayabiliyorum. Özellikle başından geçenleri okuduktan sonra kesinlikle garipsemiyorum. Ancak hissettiği ya da düşündüğü şeylerin tam tersi şekilde davranmasına ve konuşmasına kızmadığımı da söyleyemeyeceğim. Özellikle Inej ile ilgili hissettikleri bir yana, bunun tam tersi şeyleri ve Inej'i kıracak şeyleri söylemesini kabullenemedim. Bunun için Kaz Brekker'ın 2.kitapta ciddi bir karakter gelişimi göstermesi gerekiyor. Üzgünüm Kaz, seni çok sevdim ama bu konuda seni savunamayacağım. Çünkü bu soğuk, acımasız ve empatiden yoksun çizgisinde asla tökezlemeden ilerleyen sevgili Kaz Brekker en zor anlarda hislerini gizlemeyi ve umursamamayı başarırken kitabımızın son sayfalarında ve en soğukkanlı olması gereken yerde minik bir sevgi pıtırcığı gibi en savunmasız yanını -ki bu Inej oluyor- ele veriyor ve Inej'in başını belaya sokuyor. Sevgili Kaz, kız ölüme giderken bir kez yanına gitmeye cesaret edemedin, çizgini bozamadın da en sakin kalman gereken yerde nasıl aklın birden Inej'e kaydı, kızın ayağını kaydırdın, gerçekten merak içerisindeyim.
Jesper ve Inej... Bir kitapta bu kadar sevdiğim kaç karakter olmuştur hiç bilmiyorum. Birbirleriyle olan ilişkileri de, onların bakış açılarıyla olanları okumak da oldukça keyifliydi. Özellikle Inej Ghafa en sevdiğim kadın karakterler listesine 1.sıradan giriş yaptı ve birinin onu yerinden etmesi de oldukça zor olacak gibi. Kendi iç hesaplaşması, ailesine olan özlemi ve onlara kavuşmak istemesine rağmen kabul edilmemekten, hayatının eskisi gibi olmayacağından duyduğu endişe okurken beni gerçekten üzdü. Ama hem Nina ve Jesper için gerçek bir arkadaştı, hem de kendinden şüphe ettiği anlarda bile devam etti. İnançlıydı, inancından ve yanındakilerden vazgeçmedi ve sinirlenmesi gereken insanlara sinirlenmekten de geri durmadı. 2.kitapta onun kısımlarını okumak için sabırsızlanıyorum.
Ve Jesper, gerçekten uzun zamandır bu kadar sempatik bir karakterle tanışmamıştım. En heyecanlı sayfalarda bile beni gülümsetmeyi başardı. Tabii Fabrikatör olduğunu ve farkında olmadan Ketterdam’dan ayrılacaklarını Pekka Rollins’e ispiyonladığını okuduğum sayfalar hariç. O iki kısımda bayağı şaşırttı.
Matthias ve Nina ikilisi için eleştireceğim çok nokta yok. Bir ‘’enemies to lovers’’ hikayesi okuduk. Nina’nın Fjerda’ya ilk geldiklerinde yakılan Grisha’ları gördüğü kısım çok etkileyiciydi. Nina’nın son sayfalardaki fedakarlığı ve Matthias’ın Nina’yı kurtarmak için Brum’a dahi oyun oynadığı kısımlar ise biraz beklediğim ama yine de ‘’Acaba beklediğim gibi olmayabilir mi?’’ diye düşündüğüm yerlerdi. Bu kısımlarla birlikte aslında ikili planın iki noktasında kilit roller oynadı. Birbirlerine olan önyargılarını ve aslında oldukça kırılgan olan güvenlerini anlamakta çok güçlük çekmedim, sanırım kimse de garipsememiştir. Her ikisi de kendi açılarından bakıldığında önyargılı olmakta oldukça haklıydılar ve her an karşı taraftan gelecek bir ihaneti bekliyorlardı. Yine de Matthias’ın Nina’yı ilk gördüğünde onu öldürmek için boynuna sarılması ve bir süre kafasında hep onu öldürme planını döndürüp durmuş olması bana biraz fazla geldi. Nina’nın Matthias’a olanları anlatmak için bu kadar zamanı geçirmiş olması da ayrı bir durumdu tabii.
Serinin 2.kitabı Sahte Krallık’ı da yakın zamanda okumayı planlıyorum. Açıkcası Kargalar Meclisi ile beklentim oldukça yükseldi ve en az Kargalar Meclisi kadar güzel olmasını istiyorum. En az. Umarım en kısa zamanda onu da okuyup incelmesini yapabilirim. Herkese iyi okumalar dilerim :)