“Bugün tam üç kez dayak yedim, Godoria.”
“Hak etmedin mi ki?”
“Ondan değil. Kimse beni sevmediğinden herkes bana vurmak için bahane arıyor.”
Cümlelerinde kendimi gördüğüm ve çeşitli sebeplerden dolayı uzun sürede bitirmiş olsam da beni derinden etkileyebilen bu kitap hakkında düşüncelerimi belirtmek istiyorum.
Yaptığı yaramazlıklarla bizi çocukluğumuza götüren bu karakter aynı zamanda bir çocuğun gözünden dünyaya bakışı simgeliyor ve bize yaşatıyor. Çocukken bazı şeyleri kavramak ve kabullenmek zordur. Örneğin yoksulluk…
Etrafımızda olup bitenlere, kendimizin ailemizin farkına varmaksızın gerçekleştirmek isteriz. Ve kavuşamadığımız her hayal ufakta olsa travmatik izler bırakır bizlere. Zira büyümüşte olsak, kimimiz çocukluğunda sahip olamadığı bisiklete kimimiz oyuncaklara hüzünleniriz. Ancak hayatın gerçek yüzü bundan ibaret değildir. Eserinde bize anlatmaya çalıştığı gibi bazen sahip olamadıklarımızdan çok, sahip olduklarımız üzer bizi. Bu bazen kötü yapıda bir aile bazen ise iyi bir dost olabilir. İnsanlara ya da varlıklara fazla anlam yüklemek ve beklentiye girmek çoğu zaman için üzücü olabilir. Hele ki Zeze gibi; akıl yaşı 5 ancak yüreği kocaman ve duygusal yapılı insanlarsak. Dünya hayatı bizler için gerçekten yaşanılması zor bir yer oluyor…
Konuyu toparlayacak olursak. Bizlere birçok şey katabilecek bu kitap, mutlaka okumaya değer diyebilirim.
İyi okumalar dilerim…