Öncelikle kitabın birinci Ağızdan ele alındığını söylemek istiyorum. Ben daha çok 3. Ağız seviyorum fakat akıcı olay örgüsü tüm pürüzleri örttü diyebilirim.
Artı olarak günümüz değil geçmiş zamanlardan bir tema kullanılmış. Saray temasının kölesi olan ben buna bayıldım
Konusuna gelecek olduğumuzda:
Louıse, peşinde kendi kanından düşmanlarının ve sözde dindar cadı avcılarının var olduğu bir dünyada hem hırsız hem bir cadıdır. Hayatta kalmak için hırsızlık onun için bir seçenekten çok zorunluluk olduğundan bunu oldukça profesyonel ve sık uygulamak zorundadır.
Ve bir de Reid vardır. O saf kötülüğe kılıç sallayan, kendini Chasseur muhafızlığına adamış, doğru sandığı yalanların arkasından gitmektedir. Bir cadı avcısı hatta belki en iyisidir.
Ve bir gün kaderin cilvesi cama vurur. Ve ikili ironik bir sebepten kendileri nikahlarında bulurlar. Sırlar, yalanlar ve aşk... Aşk kaçınılmazdır. Ama aşktan daha fazlası vardı. Kan akıtmak isteyen, kurban vermek isteyen düşmanlar asla durmayacaktı...
.
.
10/10
Muntazam bir çıkış kitabı olduğunu kabul etmeliyim