8/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2021 9. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2021 14:24
Bir miktar spoiler içerir :) Kallokain ve Karin Boye, İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisini okumaya karar vermem ile öğrendiğim bir kitap ve yazarı. Serinin okuduğum bu 9. kitabı ve şu ana kadar okuduklarım arasında başarılı bulduklarımdan oldu. Pek çok kişi gibi benim düşüncem de bu kitabın "kara dörtleme" ile birlikte, bilim kurgu severlerin mutlaka okuması gereken kitapların arasında olduğu yönünde. Öncelikle, distopik kurgulardan yeterince okuyunca yenilerini beğenmenin giderek güçleştiğini düşündüğümü ifade edebilirim. Bunda belki bir yerden sonra bunların birbirlerine olan az ya da çok benzerliklerinin etkisi vardır. Belki de içinde yaşadığımız dünyaya olan ürkütücü benzerlikleri görmek, ilk okunan eserlerdeki etkiyi bırakmadığından beğenmek güçleşiyordur. Ancak bu kitap gerek kendine özgün yönleri ile, gerekse de edebi olarak oldukça başarılı bir örnek. Öykümüz, içinde bulunduğu toplumun dinamiklerini, değerlerini sonuna kadar benimsemiş ve sahiplenmiş bir birey olan Leo Kall’ın -kendisi Kimya Şehri no.4’te aslında çok da özel bir yeteneği olmayan bir kimyagerdir- bir çeşit yalan serumu icat etmesiyle başlar. Enjekte edildiği kişinin en derin sırlarını bile gönül rahatlığı ile açıklamasını sağlayan ve Kallokain olarak isimlendirilen sıvı, toplumdaki bireylerin her birinin yakından gözetlendiği, herkesin hain olabileceği, herkesin birbirinden şüphelendiği ve şüphelenmesinin beklendiği bir distopyada, bekleneceği üzere yığınlarla devam eden yargı ve sorgu süreçlerinin efektif bir şekilde sonuçlandırılması için bulunmaz nimettir. Leo Kall bu başarısının rüştünü ispatlama sürecinde, çok sayıda nüfuz sahibi karakter ile tanışarak ilişkilerini ilerletir ama bir yandan da dinlediği sayısız denek, şüpheli ve suçlunun açıkladığı sırlarından ve düşüncelerinden zamanla etkilenir. Aynı süreç içinde eşi Linda’dan, çalışma arkadaşı ve yöneticisi Rissen'den olan şüphelerinin ve paranoyasının da tavan yaptığı bir dönemden geçmektedir. Kahramanımızın kendince son derece iyi niyetlerle, yargı süreçlerinin geliştirilmesi ve iyileştirilmesi, böylece yaşadıkları Dünyadevletin daha güvenli olacağına dair beklentisi ile geliştirdiği Kallokain, değiştirilen kanunlar ile suçların henüz işlenmeden düşünce aşamasındayken tespiti, ilaveten Dünyadevlete ve prensiplerine yeterince sadık olmayan kişilerin tespit edilmesi ve yargılanması imkanı ile sonuçlanır. Yazar kitapta aktardıkları kadar, aktarmadığı ya da söylenti olarak bıraktığı hususlar ile de hikayesinin oldukça başarılı olmasını kılmış. Kitabın akışı ile birlikte mevcut rejim öncesi dünyaya, Dünyadevlet sınırları ötesindeki yaşama dair söylentilerin yanı sıra, anlatıcının sınırlı bilgisi sebebiyle ne kadarının doğru olduğunu tam olarak kestiremediğimiz yanıtlanmayan konular var. Bir yandan umuda dair açık kapı bırakırken diğer yandan başka bir distopyanın Dünyadevlet'in hemen yanı başında olmasını etkileyici bulduğumu söyleyebilirim. Sonuç olarak Kallokain propaganda, dezenformasyon, koşullandırma, paranoya gibi distopyalarda sıklıkla rastladığımız kavramların, şahsi entrikalar ve bilinmezlikler ile de harmanlandığı başarılı bir eser.
KallokainKarin Boye · İthaki Yayınları · 20201,486 okunma
·
60 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.