Dostoyevski'nin Yeraltından Notlar kitabının başkarakterinin isminden hiç söz edilememiş ve onu Yeraltı Adamı olarak ifade edilmiştir. Yeraltı Adamı 40 yaşında, memur ve karaciğer rahatsızlığı olan bir tip olarak tanımlanıyor.
Yeraltı Adamı; kötü, karamsar bir ruh haline sahip olmasının yanında insanlarından tiksinen ve insanları her anlamda küçük gören bir yapısının olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim zeki insanlar hakkında "zeki insanlar asla bir baltaya sap olamazlar. Onlar yalnız aptallardır" ifadesi insanları hem küçümsediği hem de hem de Yeraltı Adamı'nın aslında kavram karmaşası yaşadığı söylenebilir. Yeraltı Adamı yalnızca çevresi ile ilgili durumlarda değil bilakis en çok kendi iç dünyasında karmaşıklık ve çatışma yaşıyor. İç dünyasındaki bu karmaşıklığı en net kavradığımız durumlar; kendi kendini yalanlaması ve karşılaştığı her durumda ikilemde kalması durumlarından anlayabiliriz. Aslında yaşadığı karmaşıklığa ikilem de denemez. Çünkü karşılaştığı çoğu durumdan kendi iç dünyasında düşündüğü, hissettiği ile sergilediği davranışlar arasında oldukça büyük farklar, tezzatlıklar vardır.
Yeraltı Adamı oldukça aksi ve sert görünmeye çalışır. Bir şeylere kafa tutmak ona zevk verir. Çocukluğunda yaptığı bazı hatalarda bile babasından özür dilemek yerine bilerek o hatanın üstüne gider inatla yapmayan devam ederdi. Bazen de hiç hatası olmadığı halde suçu üstlenir ve kendini bile bile suçlu çıkarırdı. Yeraltı Adamı bunun nedenini de boş durmaktan, can sıkıntısından dolayı yaptığını ifade ediyor.
Yeraltı Adamı hayatı boyunca insanlarla arkadaşlık etmekten çekinmiş ve okul yıllarından bu yana konuştuğu sadece bir arkadaşı vardır. Bu arkadaşı ile de sıkı bir dostlukları olduğu söylenemez. İnsanlarla ilişki kurmaktan hep kaçınan Yeraltı Adamı bunun yanında yalnızlığı iliklerine kadar hissedip "ben tek başımayım, onlarsa hep birlik" diye itirafta da bulunmuş. Çoğu zaman yalnızlığı kendi tercih etmesine rağmen içindeki insanların içine karışma, onlarla arkadaşlık etme, sosyalleşme dürtüsüne de karşı koyamamış. Hatta birkaç kere komşusu ile oldukça samimi olduğunu hatta sık sık birbirlerinin evine gitmeye başladığında bile bahsediyor. Bu durumu itiraf etmek zor gelecek ki konu ile ilgili daha fazla ayrıntı vermeden konuyu kapatıyor. Bu durum da Yeraltı Adamı'nın her anlamda karmaşık duygular yaşadığının, yaşadığı bu karmaşıklığa kendisinin bile anlam veremediğini ve bazen yaşadığı bu ikilemler sonucunda yaptığı davranışlardan utanç duyduğunu ifade edebiliriz.
Yeraltı Adamı yalnız olduğundan dolayı tüm zamanını kitap okumaya adayan biridir. Bu durumu da şu şekilde ifade eder: Okumaktan başka yapacak işim ve gidecek yerim yoktur. Aynı zamanda okuma eylemi dışında kendisine layık başka bir eylemin de olmadığını ifade ediyor. Ayrıca çok kitap okuduğundan dolayı kendisinin çok kültürlü olduğunu düşünür ve karşılaştığı bazı durumlarda insanların onu ezik gördüğünü hissettiği anda "keşke ne kadar kültürlü ve bilgili olduğumu bilseler" diye düşünür. Ayrıca meyhanede tanıştığı Liza adındaki kız ile konuşmasından ve ona nasihat edişinin ardından Liza'nın ona "kitap gibi konuşuyorsun" demesi Yeraltı Adamı'nın tam bir kitap kurdu olduğunun da göstergesidir. Kısacası Yeraltı Adamı hayatındaki her türlü boşluğu kitap ile doldurmaya çalışmıştır.
Çoğu zaman kabuğuna çekilip yalnız kalmayı tercih eden Yeraltı Adamı fiziksel olarak da kendisiyle çatışmaktadır. Kendisini oldukça çirkin buluyor. Kitapta birkaç ifadeden anlaşılacağı üzere Yeraltı Adamı oldukça cılız ve zayıf bir yapıya sahiptir. Bu durumlardan da olsa gerek kendini oldukça çirkin buluyor hatta yüzünde alçakça bir ifade olduğunu düşünüyor. Bunun yanında çevresinde çirkin bulduğu insanlar hakkında da yorum yapıyor. Ayrıca Çirkin bulduğu insanların kendilerini neden çirkin görmediğini de düşünüp onlardan tiksiniyor. "Onların yerinde olsaydım kimsenin suratına bakamazdım" diye düşünüyorum. Çevresindeki insanların yaşamları, dış görünüşleri hakkında bile düşünüp onları analiz ediyor. Ayrıca kendi çirkinliğini örtmek için asil bir ifade takınıyor.
Genel olarak Yeraltı Adamı; yalnız, içine kapanık, karamsar ve kötümser bir ruh haline sahip olmasının yanında insanlardan tiksinen, kendini insanlara kanıtlamaya çalışan ama bence en önemlisi iç dünyasında yaşadığı çalkantılar Yeraltı Adamı'na daha anlamlı bir kimlik kazandırıyor. Çünkü çoğu zaman kendi iç dünyasında şiddetle karşı çıktığı şeyi yapıyor ve bunu yaptıktan sonra kendi dünyasıyla çatışıyor. Arkadaşlarının buluşmasına kendisini davet ettirip onlarla yaşadığı kırgınlıktan sonra arkadaşları orda onunla ilgilenmeyi bırakmış ve onunla konuşmayı kesmiş. Yeraltı Adamı bir yandan arkadaşlarını umursamaz bir tavır takınırken bir yandan da onlarla ilgilenmiyormuş gibi davranıyordu. Ama bunun yanında onların dikkatini çekecek davranışlarda bulunmaktan da geri durmuyordu. Tüm davranışların ardından kendi iç dünyasın ile yine çatışıyor ve "hâlbuki o anda onlarla konuşmayı ne kadar çok isterdim" diye düşünüyor. Bu ve bu gibi bir çok iç çatışmayı okuduktan sonra aslında kendi iç dünyamızın da Yeraltı Adamı'nın iç dünyasından farklı olmadığını anlıyoruz. Söylenmeyecek bir söz söylediğimizde ya da söylemek isteyip de söyleyemediğimiz bir çok şey için sonradan kendimize ne kadar çok kızdığımızı, kendi iç dünyamız ile ne kadar çok çatıştığımızı düşünürsek aslında Yeraltı Adamı'nın hayatımızdaki birçok kişi olduğunu hatta bizim bile bir Yeraltı Adamı olabileceğimizi farketmemizi sağladı.