Katerina Poladjan'ın kaleme aldığı Bana Evimizi Anlat Anahid, Helen adında kitap restatörü Ermeni bir genç kadının, restorasyon yapmak ve Ermeni ciltleme tekniğini öğrenmek için Ermenistan'da bulunan enstitüye davet edildiğini öğrenen annesinin, bir zarfla birlikte kendisini ziyarete gelmesiyle başlar. Zarfın içinde, arkasında Ardaşan 1957 yazılı bir fotoğraf vardır ve bu fotoğrafın izini sürmesini ister kızından.
Helen, bir taraftan akrabalarının izini sürerken, bir taraftan da Yerevan'daki enstitüde restore ettiği eski aile İncil'indeki "Hrant uyanmak bilmiyor" cümlesindeki sırrın da cevabını arıyor: 1915 yılında, Karadeniz kıyılarında kendi halinde yaşayan Ermeni ailesinin, bir sabah "savaş başladı" çığlıkları arasında jandarmalar tarafından alınırken ailesi, bahçedeki ahırın arkasına saklanan Anahid ve Hrant'a aittir bu sır.
Cevap bulmak için de, acılarla yoğrulmuş, sürgünlere tanıklık etmiş coğrafyamızda yolculuğa çıkarken Helen; yurtsuzluğun, kimliksizliğin "kuşaklar arasındaki" gözyaşlarını da okuyucuyla birlikte akıtıyor içine.
Özgün adı Hier sind Löwen (Burada Aslanlar Var)'ın çevirisi Zehra Aksu Yılmazer'e ait olan Bana Evimizi Anlat Anahid, aidiyet duygusunu bir kez daha sorgulattırıyor insanoğluna...
"Ölü Ermeni çocukların fotoğraflarıyla büyüdüm ben. Sara bir ara kafayı onlara takmıştı. Kahvaltı masasında bana hayatta kalan Ermenilerin anılarını okurdu. Sonra bu fasıl aniden kapandı. Başka bir konu. Baska bir sergi. Buraya gelirken bana ana babasının ailesinin bir fotoğrafını verdi, beni akrabalarını bulmakla görevlendirdi. Öldürülen büyükannesinin adını taşıması benim suçum değil. Akrabalarını buldum ama ilgilenmiyor artık."