Son satırlar ile beraber bir süre etkisinden çıkamadığım müthiş bir eser.
Belki de ben uslanmaz bir romantik olduğum için bu denli etkilenmişimdir:)
Parisi, şehrin yapısını, büyük salonu zihinde daha iyi canlandırmak adına uzunca betimlemeler ile başlıyor sayın Hugo, ilk 100 sayfada sıkıcı bulduğum bölümler olsada sonrasında tabir-i caizse Arap atı gibi açılıyor.
Kambur, çaldığı çanlardan dolayı zamanla sağırlaşmış çirkin Quasimodo, onun manevi babası başdiyokoz Claude Frollo ve ikisini birden kendisine aşık eden çingene kızı güzel Esmeralda'nın etrafında dönüyor hikaye.
Tabi konuya birde Esmeralda'nın aşık olduğu çapkın Yüzbaşı Phoebus eklenecektir.
Claude kötü karakter olarak seçilmiş olsa da Quasimodo'yu küçüklüğünden alıp büyütmesiyle benim kalbimi kazandı. İleride Esmeralda'ya yapacağı zulümlerin sebebini, hayatında aşkı sadece kelime olarak bilmesine ve aşkla karşılaştığında elinin ayağına dolaşmasına bağlıyorum.. Tabii bu benim fikrim.
SPOİLER!
Beni en çok etkileyen kısımlar,
. Quasimodo'nun sağır olmasına sebep olan çanları sevişi,
. Esmeralda'nın annesiyle kavuşması,
. Quasimodo'nun, Esmeralda'yı sakladığı bölümde, yemek vs getirdiği zamanlarda yüzüne bakamayıp çirkinliginden utanışları,
. Kendi kendisine söylediği şarkısı,
Yüzüme bak güzel kız,
Gönlüme bak.
Yakışıklı delikanlının yüreği çoğu zaman çirkindir
Kimi yüreklerde aşk tutunacak yer bulamaz.
. Esmeralda'nın annesinin kızına yıllar sonra kavuşması ve bu kavuşmanın kızının idamına denk gelmesi,
. Esmeralda'nın Claude'yi tanımadan önce mutlu birisi olduğunu söyleyişi,
. Ve final.. Quasimodo'nun çirkinliğinden ürkmesin diye yüzüne bakamadığı sevdiğinin iskeletine sarılışı,
Gözyaşımı güçlükle tuttuğum kısımlardı..
Kimler okusun?
Başta uslanmaz romantikler olmak üzere, herkes herkes.
...