•Açıkçası söze nereden gireceğimi bilmiyorum. Ama baştan başlayayım. Bestegül her sabah yaptığı gibi okula gitmek için evden ayrıldı ve metroya bindi. İneceği yer son duraktı ve o da çareyi müzik dinlemekte buldu. Sonra metroda Oğuzla karşılaştı. Tekrar durakta durdular. Sonra konuşmaya başladılar. Tekrar metro bi durakta durdu. Son durağa geldiklerinde metroda 14 kişi vardı. Hepsini de az çok tanıyordu. Sonra bir gürültü koptu ve olanlar o zaman oldu. Yıldızlardan çok uzakta yerin altında bir metroda 14 kişi kalmışlardı. Açıkçası kitaba başlarken ilk önce karakterleri analiz etmeye başladım ve Esra'yı hiç sevemedim. Ta ki o sona kadar demek istiyorum...
Bestegül...Yaptığı komiklikliklere o kadar çok güldüm ama söylediği sizlere bi o kadar da ağladım ki size anlatamam. Yani kelimenin tam anlamıyla gülerken ağladım. O kadar güzel bi kalbi vardı ki, kendimi onun yerine koydum okurken.
Oğuz... Açıkçası Oğuz'dan uzun uzadıya bahsetmek isterim ama buraya sığmaz :). Fakat şöyle söyleyebilirim ki o kadar naifti ki Bestegül'le konuşurken... Okurken çok dokunmuştu onun cümleleri bana. Verdiği tepkiler, tavırları, duruşu... Herşeyiyle bi insan bu kadar güzel olamaz dedim yani. Sizi daha fazla sıkmadan küçük bir şey daha söylemek istiyorum. Açıkçası ben kitabın böyle yarıda kaldığını düşünüyorum. Yani bi tık daha uzatılabilirmiş yani.
•SPOİLER• Ben Bestegül'ün Oğuz öldükten ordan çıktıktan sonra hayatının nasıl devam edeceğini okumak isterdim. Aslında kendi kafamda kuruyorum her kitabı rafta gördüğümde ama. Sonunu Emayne'den de okumak isterdim.Sadece burasına takıldım onun dışında herşeyiyle beni ağlatan ilk kitap ünvanını verebilirim :)