Puan vermedi·176 syf.····Okunma: 03 Haziran 2021 19:14 Bazı durumlar göz önüne alındığında günümüzde İslam dünyası, gerçek dinin sınırlı mevcudiyetiyle birlikte, din denen şeyin şekilcilikle ve lafta kaldığı durumlar için tipik bir örnek teşkil etmektedir. Salt bir prensip olarak dine adanmışlık bu denli öne çıkarılırken aynı zamanda dinin somut taleplerinin pratikte bu denli az yerine getirildiği daha önce görülmemiştir. Tam da bu paradoks, şekil ve içeriğin birbirinin aleyhinde olma durumu, bizlere İslam ülkelerinin ekseriyetindeki mevcut durumu açıklayabilir. Belki irade ve eylemden yoksun olmayan, artık uyuşukluk olarak nitelendirilemeyecek; fakat nevi şahsına münhasır bir acziyet ve gerçek bir istikameti ve neticesi olmayan, olduğu yerde sayma durumu.
Bu bahsedilen dünyada Kur’an’ın yeri, bu durumu neredeyse bire bir aksettirir. Burada Kur’an’ı her evde hususi ve yüksek bir pozisyonda bulabilirsiniz. O en güzel hediye addedilir ve en kaliteli kağıtlara basılır. İnsanlar bugün dahi onda hat sanatının en güzelini kullanmak, kapağını ve sayfalarını en yaratıcı süslerle bezemek için yarışırlar. Kur’an çocuğun okuyup öğrendiği ilk şeydir; fakat tüm bunların yanında bu çoçukların büyük kısmı büyüyüp ileri yaşlara geldiklerinde Kur’an’ın gerçek içerik ve anlamını hiçbir zaman öğrenmemiş olurlar. Kur’an benzersiz bir sembol olmuş; fakat bir kanun kodeksi olmaktan çıkarılmıştır. Gerekli olansa bunun tam tersidir. Kur’an’ın okunmadığı, bunun yerine Kur’an tilaveti yapıldığına dikkatinizi çekerim. Tilavet sırasında ne Araplar ne de Arap olmayanlar artık Kur’an’ın anlamına varabiliyor. Hiç kimse, okunan ya da terennüm edilen Kur’anî metinlerin mukayese edilemez melodilerinde Kur’an’ın bazen hafifçe uyarıp davet eden bazen ise tehdit edip gürleyen fakat her zaman insanın tüm hayatında değişiklik talep eden otoriter ve katı emirlerin farkına varmıyor.