Puan vermedi·238 syf.··Beğendi
···Okunma: 08 Haziran 2021 19:44 Kitap iki bölümden oluşuyor.
1. Bölüm; Cahit Zarifoğlu'nun röportaj, sohbet ya da dergi ve kitaplar da yayınlanan soru-cevap şeklinde.
2. Bölüm; Zarifoğlu'nun vefatının ardından dostları ve iş arkadaşlarının onun hakkında anlattığı anıları ve eleştirilerine dair soru-cevap niteliğinde.
Defalarca Cahit Zarifoğlu'nun kendi ses kaydıyla olan röportajlarını araştırdım ama hiç denk gelmedim. Bu kitapta aslında neden bulamadığım cavabını buldum. Çünkü Zarifoğlu konuşmayı sevmiyormuş! O yüzden kitapta da sadece bir kaç tane röportajı var ve o buna "röportaj" denmesinden hoşlanamıyor. Sohbet edelim diyor ve siz sohbet esnasında merak ettiğiniz bir şey varsa sohbete bu soruları yayarsınız diyor. Şunu söyleyebilirim ki Cahit Zarifoğlu 'na soru sorup bir cevap alabilmek de öyle her yiğidin harcı değil! Hoşlanmadığı, ya da gereksiz gördüğü bir soruya asla cevap vermiyor. Lafı mutlaka evirip çeviriyor ve kendi anlatmak istediği şekle getiriyor. Belki de bundandır bilemiyorum ama kitabın ilk bölümünde o kadar çok tekrara düşülmüş ki, bir yerden sonra bu kaçıncı aynı soru aynı cevap demekten kendimi alamadım. Yoğunlaşılan iki unsur var; Cahit Zarifoğlu'nun şiirlerinin anlaşılmaz oluşu ( ki Zarifoğlu buna şiir mi anlaşılmaz yoksa alıcısımı anlaşılmaz gözüyle bakıyor yani anlayan anlıyor demeye getiriyor ) ikinci konu ise , Zarifoğlu'nun neden son dönemlerinde çocuk edebiyatına yönelmiş olduğu... İlk konu için açıkçası ben de bir çok okuyucu gibi anlaşılmasını zor görüyorum. Bazı cümlelerini defalarca okuduğumu ama yine de anlayamadığımı bilirim. Belki bir kırk fırın ekmek daha:)) Ikinci konuya gelince tam da tahmin ettiğim gibi, çocuklara diye yazılan kitapların aslında anne, baba ve yetişkinlere oluşu. Yani kızım sana söylüyorum gelinim sen anla misali... "Çocuk kitaplarımı önce anne babalar okusun ,sonra çocuklara okutulsun ve üstüne konuşulsun isterim ben bu niyetle yazdım" diyor. Serçekuş, katıraslan, ağaçkakanlar gibi... Ben "Radyo Oyunları" kitabında Katıraslan hikayesine denk geldim ve gerçekten çok hoşuma gitti. Vermek istenilen mesajlar çok açık ve netti. Belki bir çocuğun anlayamayacağı kadar ince ama bir yetişkinin hemen farkedeceği kadar açıktaydı verilen mesajlar.
İkinci bölümde dostlarının anlattıklarına gelince, Cahit Zarifoğlu'nun renkli kişiliğini, hayata bakış açısını, bir çok kişiden farklı oluşunu çok daha iyi anlıyoruz. Bu bölümde anlatan kişilere ve Zarifoğluna öyle dikkatle baktım ki, ortamdan kalite fışkırıyordu adeta... Allah herkese böyle edebi sohbetler edebileceği, insanlara yardım eli uzatabileceği ortamlar nasip etsin inşallah.
Keyifli okumalar dilerim.