Gönderi

7/10
·688 syf.··
2021 34. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2021 12:54
Serinin basılan son kitabını okuduğum için biraz boşlukta hissediyorum. İlk iki kitap kadar olaylı geçtiğini düşünmüyorum açıkçası ama bunu Locke'nin malum durumuna bağlıyorum. Bundan sonrası SPOİLER içerecek. Kitabın başlarında Locke'nin hastalıktan bitap düşmüş halini ve Jean'in çare arayışlarını izliyoruz. Bir şekilde yolları Bağlıbüyücüler ile kesişiyor ve kendilerini Beş Yıllık Oyun'un içinde buluyorlar. Karthain'de hükümeti belirlemek için beş senede bir yapılan bir seçimi konu alıyor bu oyun. Bağlıbüyücüler seçime direkt olarak müdahale edemedikleri için iki taraf da kendi tuttukları uzmanlar sayesinde seçimin yönünü değiştiriyorlar. Bu onlar için bir oyun... Locke ve Jean'ın karşısında da iki kitaptır adını sık sık duyduğumuz diğer bir Centilmen Piç olan Sabetha var. Bundan sonrası da alavere dalavere. Öncelikle Sabetha benim için güçlü bir karakterdi. Küçükken yani Peder Zincir'in yanındayken aslında başa baş bir yarış içinde olduklarını öğreniyoruz. Sabetha bir kadın olmanın dezavantajına sahip ve bunu aşmak için de elinden geleni yapıyor. Bu arada satır aralarında kadın erkek eşitliğine yani feministliğe dair güzel detaylar olduğunu düşünüyorum ve kitabın bu özelliğini seviyorum. Sabetha çok daha güçlü bir karakter olarak yazılabilir miydi? Bence yazılabilirdi. Ancak Locke'ın partneri olduğu için bunun yeterli olduğunu da düşünüyorum. Çünkü Locke da tilkilerinin kuyruklarının dolanmasını engelleyemeyen biri benim için. İlişkileri düzgün yansıtılamadı sanırım ama Sabetha'nın tereddütlerini çok iyi anlıyorum ve bunun bir tür hırs ya da şımarıklık olduğunu düşünmüyorum. Bölüm aralarındaki kesitlerde Centilmen Piçlerin, Peder Zincir'in onları gönderdiği tiyatro kumpanyasında başlarına gelenleri okuyoruz. Tiyatro detayı benim için çok hoştu, bu dönem Tiyatro dersi aldım ve tiyatro metinlerini okumanın ne kadar keyifli olduğunu fark ettim. Sadece tiyatro bölümlerinde role girme detaylarını daha çok görmek isterdim. Şu anki Locke, Jean ve Sabetha rol yapma konusunda ustalar. Tiyatro kumpanyasının da bu ustalıklarında bir rolü olmasını isterdim ama bana pek öyle görünmedi. Kitabın sonlarına doğru, tahmin ettiğim ama benim tahmin ettiğim senaryoyla gerçekleşmeyen bir şey açığa çıktı. Beni çok şaşırtmadı ama satır aralarındaki detayları hatırlattı. Okuduğunuzda bu detayları anlayacağınızı düşünüyorum. İlk iki kitap kadar sürükleyici ve tatmin edici değildi, bu yüzden bunun bir geçiş kitabı olduğunu umuyorum. Sonu merak uyandıran bir şekilde bitmedi, ikinci kitabın sonunu düşünürsek. Dördüncü kitabın çok daha iyi olacağını umuyorum çünkü uzun bir yazım sürecinden geçmiş. Son olarak Scott Lynch'in yazma tarzını yansıtan ara kesitlere değinmek istiyorum. Bunun hoş bir tarz olduğunu düşünüyorum ve kendi yazılarımda da denemeyi düşünüyorum. Asıl olayı yumuşatan, okuyucuya nefes aldıran bu kesitler geçmişe dair detayları göstererek asıl zamandaki karakteri daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor. Bunu herkes sevmeyebilir, asıl hikayeden kopulmasına neden olduğu söylenebilir ama dediğim gibi ben sevdim. Kaz Brekker ve Locke Lamora'yı ister istemez karşılaştırıyorum ve gelecek olan dört kitapta Locke'nin karakter gelişimini okumayı merakla bekliyorum.
Hırsızlar CumhuriyetiScott Lynch · İthaki Yayınları · 2016530 okunma
·
367 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.