Kitap yeterince cringe değilmiş gibi sonlara doğru daha da fazla cringe olmaya başladı ve yarım bırakmak zorunda kaldım. Hatta kitapta 3 kere falan ağladım ama duygusal veya etkileyici olmasından değil ana karakterin kendini rezil edip benim cringe damarımı patlatmasından. Ana karakter Helin ezik sümüklünün tekiydi. Her fırsatta onu ezmelerine rağmen hâlâ onlara iyi davranıp suçu kendinde buluyordu. Vurulmuş hâliyle 2 sayfa önce nefret kustuğu karakter ona su verdiği için ne kadar iyi bir insan olduğuyla ilgili paragraflar diziyor. Vurulmuşsun bir yudum su verdi diye melek mi oldu? Abartma be. Şeytan ola geberme diye ağzına 2 damla su koyardı. Bir de habire ağlayıp kendini küçük düşürüyor. Yok kendini vurmalar, yok bi o yana bi bu yana bayılmalar. Titreşimde kalmış telefon gibi de titreyip duruyor. Drama Queen. Mutlu ve Bartu tam nefretlik karakterler zaten. Bartu efkarlı, nargileci kronun teki. 31 yaşında (ahah çok komik) ama beyin yaşı 13 ve tiktok ağzıyla konuşuyor. Sürekli hoşlandığı kıza “bana düştün düştün, düştün bana dimi” falan diyip duruyor. Hangi 31 yaşındaki adam böyle konuşur allah aşkına? 31 yaşındaki adam yürüyen tiktok olmuş. Hormonları zirve yapmış 13 yaşındaki oğlan çocuklarından farkı yok. Mutlu dünyanın en iğrenç karakteri. Kitabın içine girip suratının ortasına bir tane yapıştırasım geldi. Mutlu'nun olduğu bölümler silinse kitaba +5 puan verirdim (-5+5=0), o derece sinir bozucu bir karakter. İkisi bir araya gelince ağızlarından argo ve küfür eksilmiyor. Ettikleri küfürler yerinde ve komik olsa birşey demeyeceğim ama bir süreden sonra aynı şeyleri tekrarlayıp mide bulandırıyorlar. Yazara hâli hazırda bulunan küfürler yetmemiş olacak ki yeni küfür tamlamaları icat etmiş. Hayatımda hiç duymadığım iğrenç küfürlere şahitlik ettim ki normal hayatımda küfürden rahatsız olmayan bir insanım ama kitaptaki küfürler s*kt*r tarzında falan değil, ciddi sorunlu küfürler. Mutlu'nun bulunduğu yerlerden birine bile gülen varsa acil beyin mrı çektirsin. Zaten yazarda bir kendini tekrarlama sevdası var ki anlatamam. Kitap 720 sayfa olsun diye kendinden geçmiş. Arada bir lan ben yine aynı sayfayı mı okuyorum diye şüpheye düşüp kitabı tarıyordum, öyle bir kendini tekrarlama yani. Aynı şeyleri yazıp durmuş. Boş yaptığı ve kendini tekrarladığı yerleri atsan zar zor 300 sayfa çıkar. Her bölümün başında olan Helin'in "her zaman aynı" ama olaylara göre şekil değiştiren aptalca düşünceleri de gına getirdi. Sırf uzatılmak için yazıldığı çok belli oluyor. 1 puanı da Yankı ile Helin'in ateşli sevişme sahnelerine verdim (vermek zorunda kaldım keşke 0 puan olsa 1 puana yazık).