Tek bir şey söyleyeyim: Adaletten güvenliği sağlayanlara, yasa
yapanlardan sokaktaki esnafa, patrondan işçiye, babalardan
annelere, sadece erkeklerde de değil, aslında kadınlarda da
olan, herkeste değil ama çoğunluğa yakın bir kesimde olan
bir “kafa”yla boğuşuyor kadınlar. Bu ülkede kadınların iyi bir
hayat yaşama ihtimalini düşüren kafa bu. Son yıllarda tuhaf
biçimde yükselen, kadına şiddetle istatistiki olarak görünür
olan, hak ettiği cezayı almadıkça cesaret bulan, ama cümleten
artık canımıza tak eden, hissediyorum ve umuyorum ki sonlara
yaklaşmış bir kafa! Ve maalesef bu ülkede yaşayan bir kadınsanız, ister avukat olun, ister sanatçı, ister tarım işçisi, ister ev
kızı, bu kafayı çok iyi tanır, “ona rağmen” iyi bir hayat yaşamaya
çalışırsınız. “Herkesin erkeklerin karar ve planlarına uymama
hakkı vardır ama kadınların biraz daha az vardır” kafası. “Çocuklar babanın, aile büyüklerinin kararlarına karşı çıkmasa iyi
olur, ama bir kız çocuğu karşı çıkarsa bedelini ağır öder” kafası.
“Kadın o mesleği, o işi, o sporu yapmasın, çünkü efendim fıtratı
farklıdır, fiziksel olarak zayıftır, güçsüzdür, kıyamayız, yorulur”
deyip, korurmuş gibi yaparken aynı kadını fiziksel zayıflığından
vurarak, itip kakıp döverek itaat etmeye mecbur eden saldırgan kafa. “Kadın öyle giyinmesin, oralarda o saatte dolaşmasın, biz bunları iyiliğimizden söylüyoruz, o kadının namusunu,
huzurunu, ismini, saygınlığını korumak için” deyip, aynı kadın
beğenmediği bir fikri savunduğunda namusuna, bedenine dil
uzata uzata bağırıp çağıran, en belden aşağı iftiraları, hakaretleri savurmaktan geri durmayan kafa. Özetle “bütün insanlar
eşittir ama erkekler biraz daha eşittir” kafası.