Uzun bir aradan sonra merhaba
Ayrinti vermeden yüzeysel bir tahlil (ki tahlil dediğimiz ne kadar yüzeysel olur bu kisim muamma) yapmak bana inanılmaz zor geldiği için bir müddet yazmaya ara vermiştim. Orhan Pamuk'a olan ön yargımı kırınca yazmak istedim sebepsizce hiçbir kitabını okuyamadığim bir yazardı. Sonunda kırmızı saçlı kadın'la karsinizdayim. Bir kitabın beni etkileyebilmesi için bitirdiğim andan itibaren eksik bir şeyler hissetmem kurgulanan karakterleri zihnimde olduğum zaman diliminde yaşatmam gerekiyor. Kitapta Orhan pamuk'u temsil eden karmaşık ve sembolik ifadelere çok fazla rastladığımı söyleyemem. Yazar hepimizin bildiği Firdevsi'nin Rüstem ile Sohrabini ve Oedipus'un hikayesini baba-ogul üzerinden kurgulayarak hayatın içinde efsanelerin tekerrürünü bize sunuyor. Bunun yanında ilk aşkın insanın hayatını ne denli etkilediğinden genç kahraminimizin aşk için girdiği mucadeleler ve sorumluluklarıni da bize aktariyor. Demem o ki incelemesini okuduğunuz kitap hem içten bir roman gibi hem binbir gece masalları gibi hem de bir efsanenin zihninize çizilmesi gibi
Pamuk'u kalemiyle hiç tanimadiysaniz bu kitap sizin için güzel bir seçenek
keyifli okumalar