Puan vermedi·352 syf.····Okunma: 04 Temmuz 2021 17:43 gördüğüm alıntılara, yapılan yorumlara ve duyduğum övgülere bakarak nasıl bir aşk hikayesi okuyacağımı düşünerek merakla başladım ama kitabın ilerleyişi beni çok yordu. felix ayrı henriette ayrı yordu.. ikisini de anlamakta çok zorlandığım, ikisine de kızdığım noktalar oldu ve kitaba zorlukla devam ettim.. saf sevgi olarak yansıtılan şeyi rahatsız edici bulduğum yerler olmadı dersem de yalan olur.. okuduğum yorumlarda kimisi felixin aşkını bencilce benimseyip kendisine hapsettiğini düşündüğü için henrietteye kızmış kimisi de tam tersi şekilde felixe.. ben natalie ile aynı düşünüyorum, felix henrietteye çok acı çektirmiş, daha sonra birkaç duygusal laf etti diye onun mezarına karşı borcunu ödediğini sanmış. yine de bana soracak olursanız odak noktası kim haklı kim haksız değil, felixin karakteri ve düşünce yapısıydı. dolayısıyla kitabın beni tatmin eden kısmı da sadece natalienin mektubu oldu. 350 sayfada okurken ne kadar sinirlendiğim; felix için nasıl böyle düşünür dediğim ne kadar yer varsa hepsine o kadar güzel parmak basmış, kusurlarını felixin yüzüne o kadar güzel çarpmış ki.. son sayfalar üzerimde büyük ferahlık yarattı! kitabı sondaki mektuptan şu alıntılarla özetlemek isterim:
"kimi zaman sıkıcısınız, kederinize melankoli diyorsunuz: hele şükür! ama çekilmez birisiniz ve sizi seven insana zalimce kaygılar veriyorsunuz. aramızdan aşkı kaldıralım, çünkü siz mutluluğu sadece ölülerde tadabiliyorsunuz…"
"biliyor musunuz en çok kime acıdım? seveceğiniz dördüncü kadına. çünkü o, ister istemez üç kişiyle mücadele etmek zorunda kalacak; dolayısıyla hem sizi hem de onu, belleğinizin tehlikesine karşı uyarmak isterim."