·216 syf.··Beğendi
···Okunma: 30 Haziran 2021 14:55 Övgüler dizeceğim bir yazar daha. Peki sizce ben yazarın " Anlatmaya Başlamadan Evvel" başlıklı yazısını okuyup yazara mesaj atmış mıyımdır ?
Bazen ilk görüşte bilirsin, o insan senin kaderindir. Bazen bir ömür ararsın bulunmaz.
Buna benzemiyor mu ?
İlk cümleden anlıyorum seveceğim kitabı. Bazen de oku oku yok, girmiyor tek cümle. Beynimin kıvrımlarına takılıp kalıyor. Öze dokunmadan da unutuluyor.
Sayfayı açtım şey yazıyor: "Umudun peşinde 8.10.20." Umudun peşinde. Ah Tarıkcım ne bileceksin ki.
Aslında yazar ile tanışmam " Kaybolan" kitabı ile olmuştu. Ne kadar güzel bir kalemi var, yeni bir yazar keşfettim ( bana göre yeni ) diye hoplaya zıplaya heyecandan içim içime sığmamıştı.
Beni Onlara Verme birçok farklı hikayenin bir araya gelmesi ile oluşturulmuş. Her hikaye farklı ama hikayelerin hepsi sizin hikayeniz gibi. Mesela köşedeki bakkal sizin mahalle bakkalı. Sevdiğine kavuşamayan aşık her gün görüp içinizin sızladığı komşunuz. Hayatın içinde savrulan ama tutamadığınız çocuk, kavgaların susmadığı, camların yere indiği evin çocuğu. O kadar içten anlatabiliyor muyum ?
Ha dedim ki yazara:
Şüpheye düştüm Tarık bey. İçim ile tanışıyor gibisiniz.
Eee evrensellik böyle bir şey demek. Öyle mutlu mesut okudum, bitirdim. Bir kitabı daha var " Düşerken " sanki onu okurken hüzne boğulacak gibi hissediyorum. Sadece his. Kapağını henüz açmadım daha.
Bu ara çok iyi okuyorum. Bir ara tövbe açamadım kitap yüzü. Şimdi de o günlerden intikam alır gibi okuyorum.
Bir kitabın sizi sarması, size ışık olması, içinizi anlaması o kadar büyük bir mucize ki. Bazen kapılıp gittiğimde ve dönmek zorunda kaldığımda bu lağım çukurundan beter gerçek dünyaya haydaaaa diyorum.
Malumunuz burada öyle ders alınası ya da sevgisinin peşinden giden nice aşıkların hikayeleri gibi hikayeler çıkmıyor. Ha çıkacak gibi oluyor bazen. Ama konu bizimle ilgili değil sanki.
Aman neyse.
Geçen gece öyle duygusal duygusal takılırken mumları yakmış iken ve birazcık da hüzünlü hüzünlü müzikler dinlerken neden ben bu söylemek istediğim şeyi içimde tutuyorum ki dedim. Söylemek istediğim şey okkalı bir küfür de olabilir veyahut öyle kalbimin taaaaaaaaaa derininden kopmuş gelen bir şey de. Her neyse işte. Ne olduğuna karar vermişim ki atmışım mesaj.
İçimde kalmasın. Niye kalıyormuş.
Ha belki içimden geçen şeylerin yanından geçecek bir cümle değil.
Ama bilmem ki daha nasıl anlatılır.
Atıverdim işte.
1dk, 2dk, 3dk,....10 dk. Biliyorsun 10 önemli.
Geri aldım. Okumasa da olur. Nasılsa ben yazdım.
Görmüş kadar oldu. Yazdım ya ben. Sıtma nöbetinden beter nöbetler de geçirdim. Kalbim deli gibi de çarptı.
Ne önemi var okusa ne olacak ? Hiç.
Kendimi bir güzel avuttum. Sağ elimi de solumla avutmuş olabilirim.
İçimde garip bir his, ruhum firar, görse ne derdi..
Sonra da uyudum işte...