Puan vermedi·336 syf.····Okunma: 26 Haziran 2021 21:54 Selammmm
Bugün Dilruba Yıldız'ın yazmış olduğu "Avcının Son Gecesi" adlı kitabı yorumlayacağım.
Gerçekten dünyada adalet var mı?
Bir kitabı okurken hiç katile hak verdiniz mi?
Bu zamana kadar ben bir katile hak verdiğimi hatırlamıyorum ki vereceğimi de düşünmezdim. Ta ki bu kitabı okuyuncaya kadar...
Kitabı okurken tamamen ikiye ayrıldım. Katil cinayetler işlerken adalet uğruna işliyor ve bu yüzden bir yanım katilin haklı olduğunu söylerken bir yanım da ne olursa olsun o bir katil diyor. Hala hangi tarafımın ağır bastığını bilemiyorum çünkü bu çok zor bir karar...
Katilimiz yani Avcımız bu kitapta kadın şiddetine, tecavüzlere ve daha nicesine karşı çıkıyor. Bunu hukukun adaletine bırakmıyor çünkü hukukun adaletli olduğunu düşünmüyor. Tamamen kendi adaletine, vicdanına göre cinayet işliyor... İşte kitabı diğer polisiye kitaplarından ayrılan nokta bu...
Ve ben kitabı okurken asla sonunu tahmin edemezdim. Son elli sayfasında ancak kesin bir şey söyleyebiliyorsunız. Sonu şaşırttı mı bilemiyorum ama Avcı'ya vay be sen neymişsin dediğimi hatırlıyorum
Ayrıca kitabın çok zekice yazılmış olduğunu düşünüyorum. Karakterlerin hepsi aşırı zekiydi ama bir Avcı değillerdi yani
Kitabı önerir misin diye soracak olursanız ben kitabı öneririm. Ancak yaşı küçük olan ve bu tür cinayet olaylarından etkilenen insanlara önermem. Nedenini de soracak olursanız kitabın neredeyse yarısı cinayetlerle geçiyor ve bunlarda çok detay vardı. Ben bile polisiye sevmeme rağmen bayağı etkilendim. Ama sonradan bu detaylar azalıyor neyse ki.
İtiraf edeyim kitabı sırf kapağı dikkatimi çekti diye almıştım ama altından bu kadar anlamlar çıkacağını tahmin bile edemezdim. İyi ki almışım iyi ki okumuşum. Kitap cinayetin yanında şiirler, sırlar ve adalet içeriyor.
~
Konusu:
O bir ressam, bir şövalye, sanattan, incelikten, hikayelerden anlayan bir romantik. Kibar, sevgi dolu ve kurbanlarının kalbini söken bir seri katil. Onun adı Avcı. Ona göre İstanbul bir tuval ve o tuvale adaletin resmini çizecek, hem de kalem kullanmadan.
Geçmişte yaşadığı travmalar yüzünden hukuka güvenmeyen Avcı suçluların cezasını kendi veriyor. Onların kalplerini söküyor sırf hakettiler diye hem de acı çektire çektire. Kendi kurduğu bu intikam oyununun tek bir kuralı var: Adalet.
Diğer yandan da gözü kara, hırslı, zeki savcı Feryal Öztürk, bu oyunda önemli bir yere sahiptir.
Kitap Puanım: 9/10
Biz yaptıklarımızdan çok yapmadıklarımızdan mesulüz. Konuşmamız gereken yerde sustuklarımızdan, savaşmamız gereken yerde kaçtıklarımızdan, koşmamız gereken yerde durduklarımızdan... "
" Adam bize on altı dilde 'adalet' dedi, biz bir dilde bile 'Burada!' diyemedik. "
" Neyin hak, neyin suç olduğuna kim karar verir? "
İnsanlar saniyelik arzuların, haftalık aşkların, aylık kazançların gözlerine indirdiği perdeyi aralayıp da hak, hukuk, adalet hakkında konuşmaya tenezzül edecek mi? Toplumlar konuşmaya korktukları şeyleri yaşamaya mahkumdur."
Zalimleri ezmeyeceksem neden verildi ayaklarım? Boğmayacaksa, ellerim neden bir boynu kavrayabilecek biçimde tasarlanmış? Gözler görmeyecekse masumları, niye var? Niye var, çığlıklara kapanacaksa kulaklar? Niye var, "Adalet" diye haykırmayacaksa dudaklar? Niye diye var, ceza almayacaksa sanıklar ve ne diye var koruyamayacaksak çocuklar? Ve... Niye var, sevmeyeceksek kadınlar?