Uzun zamandır böyle zorlanarak okuduğum kitap gerçekten olmamıştı. Çeviriden kaynaklı mı, üsluptaki yavanlıktan mı bilemiyorum ama tamamen kitap yarım bırakmayı sevmediğimden dolayı bitirdim. Bu tarz kitapları okuyup yaşam biçimini değiştiren, hayatına uygulayıp başarılı olanlar var(Mış) ben asla o kişilerden olamayacağımı bu kitapla yeniden anladım... Danki Metin Hara arka fonda kalkmış da bana “ayağa kalk hadi
kollarını açmanı istiyorum
kollarını aç ve zıpla
gülümse biraz hadi
gülümse
ve sarıl etrafındakilere” diyormuş gibi hissediyorum genelde.jshagak O dönemin şartlarından mıdır bilemiyorum ama sayfa 42 de geçen şu cümleden sonra kitabı bırakma aşamasına geldim. Cümle tam olarak:” Erkeklerin çoğu hayatlarını, geçinebilmenin yollarını arayarak tüketiyor. İşçiler, fakirler, kadınlar ve çocuklar ise bunu neredeyse hiç düşünmezler. Onların hepsi, hareketleri istemdışı arzuları ve dışarıdan gelen fikirler tarafından kontrol edilen “kuklalardır” “ şeklindeydi. Okudum ve sonra dedim ki “ Neeee?” Elle tutulur güzel şeyler yazmak isterdim ama üslup bu tarzdı ve çözüme yönelik asla bir şey yoktu. Daha muhafazakar bi bilinçle yazılıp günümüzde yaptığımız en doğal şeylere bile ağır bir dille yaklaşılmış. Nerden baksan olmamış yani...