*YILIN FAVORİ KİTAPLARI*
5/5
Merhabalar! Bugün size umduğumdan daha çok sevdiğim Caraval’ı yorumluyorum. Önce konusundan bahsedeceğim. Scarlett ve Donatella adında iki kız kardeş var. Scarlett ve Donatella babaannelerinin onlara anlattığı Caraval öyküleriyle büyümüş. Bu dünyayı çok seviyor ve bir gün Caraval’a gitmek istiyorlar. Bu onların en büyük hayali. Aynı zamanda anneleri onları 7 yıl önce terk etmiş ve babası bu terkin sonucunda çok zalimleşmiş. Scarlett de bunun üzerine kardeşi Tella’yı korumaya ve onu mutlu etmeye yemin etmiş. Bu yüzden Caraval Ustası Legend’e mektuplar yazıyor ve 7 yıl sonra Legend ona bir davet mektubu yolluyor. Bunun üzerine olaylar başlıyor. Kitapta bulmamız gereken Caraval gerçek mi yoksa sahte mi? Öncelikle Caraval dünyasının bana çok özgün ve güzel geldiğini söylemeliyim. Hem çok masum ve şirin gibi hem de çok karanlık gibi geliyor. Kısaca dünyayı çok beğendim. Karakterlere gelecek olursak ben Scarlett’e başta yaptığı bazı şeylerden dolayı sinir olmuştum ve “Ay yeter!!!” diyesim gelmişti. Ama sonrasında onu çok sevdim. Julian da bana kalmışsa iyi bir karakterdi. Tella ise bana çok uçarı gelmişti. Caraval bana Vali Dragna gibi yeni bir düşman kazandırdı. Karakterler ile ilgili düşüncelerim bunlar. Kitabın sonu çok açık uçlu bitmişti bu sebepten bence seriyi tamamen almanız daha iyi olacaktır. Evet spoiler olmadan yorumum bu şekilde. Umarım yorumumu beğenmişsinizdir. Sonraki yorumlarda görüşmek üzere hoşça kalın! :)
!!!SPOILER!!!
Evet, spoiler dolu kısma geçelim. Yukarıda Vali Dragna’yı sevmediğimi belirtmiştim. Bunun nedeni aşırı şiddet yanlısı olması. Biri hata yaparken diğerine ceza vermesi de cabası. Ayrıca Julian’ın yüzünde açtığı derin yarığı yaparken içim yanmıştı. Scarlett konusuna geçecek olursak beni sürekli “Kont, kont, kont...” deyip deyip durması sinir ediyordu . En son “Senin Kont’un olmaz olsun!” demiştim. Kont da nedensizce beni sinir ediyordu. Annelise’nin kızların babaannesi olduğunu az da olsa tahmin etmiştim. Julian’ın ise bir sanatçı ve Legend’ın kardeşi olduğu aklımın ucundan bile geçmemişti. Rosa’yı da gerçekten Julian’ın kardeşi sanmıştım. Ayrıca Scarlett ve Julian’ın birbirine yakıştığını düşünüyordum. Diğer kitaplarda da bir arada olurlarsa çok mutlu olurum. Julian’ın geçici şekilde öldüğü sahnede çok üzülmüştüm . Scarlett’in Tella’nın yanına gidip olayları anlatırken Tella rahat rahat durunca ona çok kızmıştım. Sonra da balkondan atlayınca “Ablana ne olacak şimdi!?” demek istemiştim. Meğer hepsi bir oyunmuş ve ben anlamamışım. :( Kısaca yorumum bu şekilde. Umarım beğenmişsinizdir. Okuduğunuz için çok teşekkürler. Sonraki yorumda görüşmek üzere. Hoşça kalın. :)
* ALINTI KÖŞESİ*
*Onu sevmenin karanlığa âşık olmak gibi hissettireceğim düşündüğünü hatırladı. Ama şimdi, onu yıldızlı bir geceye benzetiyordu: kadim karanlığın değişmez, görkemli rehberleri olan takımyıldızlar daima oradaydı.