@sehrialem_ 'in kitaplarını okurken ya çok ağlıyorum ya çok gülüyorum ya da gözümden yaş akarken kahkaha atıyorum. Asla ortasını bulamadım.
Kitap Polis memuru Dağhan'ın Bahar yani Yeşil Gelin ile komik bir karşılaşmasının ardından yaşadıklarını anlatıyor. Sakin bir yaşamdan kendisini Sivaslı bir aile olan Yaman ailesinde bulan Bahar için günler hiç de sandığı kadar kolay geçmiyor
Bir tarafta babaanne olma hayalleri ile yanıp tutuşan Huriş, diğer tarafta görümce-tül-âlâ üçlüsü ve 18 yeğenbaş. Etkisiz elaman Hayrullah beyi ve yeğenbaşların başı olan Behlül'u unutmamak lazım. Tam da adını yaşatıyor bu Behlül
Kardeşi Dağhan'ı basmayı kendisine vazife edinen, annesi Huriş'in babaannelik hayallerine engel olmaya çalışan Bedriye'nin şey edip şey etmeyeceğini okurken gülmekten kendimi alamadım. İtiraf etmeliyim ki ben bu hikayede en çok şey etmeleriyle ünlü Bedriye'yi sevdim
Kitabı okurken kendimi ciddi anlamda Sivasta hissettim. O kadar güzel anadolu yansıtılmış ki kitap karakterleri içerisinde yer alan ve nefret beslediğim Yeliz'e bir anadolu kadını olarak Huriş'in verdiği cevaplar takdire şayandı. Ayağa kalkıp alkışladımÖzümüzü bu kadar güzel yansıttığı, bize hatırlattığı için yazarımıza teşekkür ederim.
Kitabın dilinin açık ve anlaşılır olması her kesimden insanın okuyabilmesi için iyi olmuş. Aklımda soru işaretleriyle, gözüm dolu, yüzümde buruk bir tebessümle bitirdim. Ah! Keşke daha uzun olsaydı da yine okusaydım demekten kendimi alamadım.
Okuyun okutturun efendim.☘
.