9/10
·240 syf.··
2021 58. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2021 20:27
''Tanrı dünyayla sadece zar atışmakla kalmaz, gelen zarları da görmemize izin vermez,'' der Lem bir keresinde. Alea iacta est. Zarlar atıldı. Fakat insan bu zarların neresinde? İnsanın yüzü düşen zarın üst yüzünde mi, altında mı? Yoksa zarların atıldığı evrenin dışında, bir sıfır noktasında mı? Şüphesiz insanın yüzü atılan zarların üzerinde olmadığı kadar bir sıfır noktasında da değildir. Zarların üstündeki noktalar insanın mevcudiyetinin simgeleri olmaktan oldukça uzaktır. Zarlar, insan için atılmamıştır fakat bununla birlikte insan için indeterminist, zarsız bir dünya kendi varlığının silinmesi için yeterli bir inançtır. İnsan zarlara güvenir, öyle güvenir ki kendi varlığını onların üstüne konumlar. Evrenin karşısında kendine yüklediği anlamlar zarların kendi önünü kapatması sebebiyle devamlı genişler. Bu yüzden insan, kendisinin olmadığı bir evreni düşünce merkezine almakta zorlanır. Zarların kestiği yoluna devam edemediğinden arkasına döner ve evrenin arka tarafında kendisini merkeze, lider konumuna koyacağı bir noktaya doğru adımını atar. Lem'in Yenilmez'inde alışık olduğumuz yerdeyizdir en başta. Evrenin arka tarafı, bizim ön taraf sandığımız mekan. Regis gezegenine ilk gelişte mürettebatın zihni arka taraftadır, ön taraftan haberleri dahi yoktur. Mürettebat gezegene, daha önce oraya giden ve akıbetinden hiçbir haber alınamayan Kondor gemisi hakkında araştırma yapmak üzere yola çıkar. Bulundukları geminin isminin Yenilmez olması da bulundukları tarafı netleştirir. Ne var ki mürettebat Regis gezegenine ulaştığında bulundukları taraf sarsılmaya başlar. Gezegende alışkanlıklarının aksi bir evrim türü ile karşılaşırlar. Bu özel evrim türü karada işlemeyişiyle insanı tamamen saf dışı bırakır ve insanın merkezi konumu da böylece tehlike altına girmiş olur. Bilindiği şekliyle evrim, belirleyicidir. Yaşam kıyı kesimlerde başlar, okyanuslardan karalara taşınır. Fakat Regis gezegeninde, kitaptaki tabiriyle, yaşamı kovan ve onun karaya çıkmasına izin vermeyen bir şey vardır. Ortaya çıkan bir çeşit nekro evrim modeliyle konumları sarsılan mürettebat yaşamı kovan o şeyin peşine düşer. Sanki biz buradayız, gözümüz arkaya dönük, zihnimiz açık ve hala her şeyin üstündeyiz demek ister gibi. Fakat tüm evrim kuramlarını yıkıp geçen o mekanik model bulunduğunda insanlar yavaş yavaş kendi zihinlerinin dışarıya verilmiş, yerle bir edilmiş görüntüsüyle karşılaşacaktır. Mürettebatın buldukları bu mekanizmaya ''Bulut'' demesi, modelin insanların kendi zihinlerinin sınırlarının el verdiği ölçüde, yalnızca bir görüntüsünün önlerine düşüyor olmasıdır. Bu makineler bir elektromanyetik alan kuvveti ile zekası olan her varlığın hafızasını silmek üzerine evrimleşmiş olup, tüm hareketlerini içgüdüsel olarak yapar. Böylece milyonlarca yıllık mekanik bir evrimin insan zihnini tahtından indirmeye yetecek güçte olduğu anlaşılır. Lem, Solaris'de kendi içine çevirdiği insanı Yenilmez'de başka bir gezegene koyup aklının sınırlarını böyle zorlar. Hiçbir zihinsel gücü olmayan, ölü bir mekanizmanın kendisinde olmayan gücü alaşağı edebilecek etkisi; Lem'in geri evrim teorisi aslında 60 yıl sonra bugün tekrar gündeme getirilmelidir. Çünkü şimdi, Lem'in Regis gezegeninde yaşananların tam tersini gerçekleştirmeye, evrime müdahale etmeye çoktan başladık bile. İnsanın yakında kontrolden çıkacak müdahilliği bir Regis gezegeni ile karşılaşana kadar son bulmayacaktır belki de. Ya da insanı delirtecek, kendi zihninden uzaklaştıracak bir mekanizmanın yaratıcısı da insanın kendisi olacaktır. İnsan ölümünden sonra belleğinin son halini görebilmek için kitaptaki ''mezar kazıyıcı'' benzeri bir makina geliştirecek kadar ileri gidecektir. İnsan beynini, aklını, zihnini dinleyecek ve onları duyabildiği zaman asıl tehlike başlayacaktır. Belki de bir çeşit Bulut'un ve insanın birbirlerine ihtiyacı vardır. ''İnsan –şu anda gayet iyi anlıyordu ki- gerçek yüceliğe ulaşmış değildi. Eskiden beri göklere çıkarılan galaktosantrik düşünceyi sahiplenmiş değildi ve bu düşüncenin anlamı sadece, kendine benzer yaratıkları arayıp anlamak olamazdı, tersine yabancı, insan dışı meselelere karışmamayı öğrenmek olmalıydı. Boşluğu fethetmek, neden olmasındı? Ama var olan, milyonlarca yıl içerisinde kendine ait, bağımsız, ışımanın ve maddenin güçlerinden başka hiç kimseye ve hiçbir şeye tabi olmayan bir varoluş dengesi yaratmış olana, hayvan ya da insan adı verilen protein bileşiklerinden ne daha iyi ne de daha kötü olan bir faal varoluşa saldırmak başka şeydi.''
YenilmezStanislaw Lem · İthaki Yayınları · 2018697 okunma
·
308 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.