·184 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Temmuz 2021 22:46 Bu kitabı okumaya başlamadan önce sevginin önüme hazır gelen bir duygu olduğunu düşünüyordum. Kendiliğinden olan, çaba sarf etmeden kalbime gelip yerleşeceğini zannediyordum. Seviyorsa veya seviyorsam şöyle olmalı, böyle yapmalıyım gibi yaptırımlarım vardı. Sevgiyi sınırlıyordum kendimce. Kafamda bir profil var ve o profile uyan kişi benim sevgi tanımıma uyuyordu ta ki bu kitabı okuyana dek.
Sevmek ve sevgisizlik öğrenilen bir duyguymuş.
Sevgisizliği çok iyi tanımlayabilecek olan ben şimdi sevmeyi öğrenmeye çalışacak.
Seven kıskanır genellemesinin ardına sığınarak bizler benliğimizi bir kenara koyup karşımızdaki insanın bizim için çizdiği yolda yürüdük ve buna fedakarlık dedik. Sevgi fedakarlık etmek değildir. Karşındakini eksiltmeden kendine katmaktır. Özgür hissetmediğin yerde sevgi olmaz. Sevgi birine ait olmak, biri olmadan yaşayamamak değildir. Sevginin sınırı yoktur. Seni sen olmaktan çıkarmamalı. Sevgi, uğruna kendini feda edeceğin bir duygu olmamalı. Seni olduğu gibi kabul etmeli.
Arzu ve sevgiyi de birbiriyle karıştırıyoruz. Birini arzu ettiğinde onun sana gelmesini beklersin ve elde ettiğinde içindeki istek söner. Birini sevdiğinde sen ona çekilirsin onun sana gelmesini beklemezsin. Elde ettiğinde bile hâlâ kıymeti vardır. Hep diri kalır duyguların çünkü ona gitmek için emek vermişsindir.
Velhasıl kelam sevgi mutluluk getir. Emek vermeden sevgi olmaz.
Sevgi, armut piş ağzıma düş demekle olmaz.