1000Kitap Logosu

Gönderi

Mert Özcan
İnsanın Anlam Arayışı'ı inceledi.
170 syf.
·
1 günde
·
Puan vermedi
Bu incelemede size ünlü psikiyatrist Viktor Emily Frankl’ın yazmış olduğu, otuzun üzerinde yabancı dile çevrilen ve bütün dünyada 12 milyondan fazla satan İnsanın Anlam Arayışı isimli eseri hakkında yorumlarımı yazacağım. Her şeyden önce kitabın yazarını tanımak gerektiği kanaatindeyim. Viktory Emily Frankl Kimdir? Viktor E. Frankl, Yahudi asıllı ünlü bir nörolog ve psikiyatristtir. Nazi toplama kamplarında 3 yılını geçirmiş ve dört tane farklı toplama kampından sağ kurtulmayı başarmıştır. Logoterapinin kurucusudur. Logoterapi nedir? Logoterapi, Yunancada anlam anlamına gelen logos ve terapi kelimesinin birleşiminden oluşmuştur. Temel anlamıyla, anlam terapisi diyebiliriz. Bir psikiyatrist düşünün, seansa gittiğinizde size neden intihar etmiyorsun diye soruyor. O terapist hakkında ne düşünürsünüz? Hastalarına neden intihar etmiyorsun sorusunu soran bir psikiyatrist Frankl. Sorma amacı onlara intiharı teşvik etmek değil, bilakis hayata bağlayan nedenleri öğrenmek. Zaten logoterapinin felsefesi de buna dayanır. Bu felsefeye göre insan bu hayatta kendi spesifik hayat anlamını bulmalıdır. Bunun da üç yolu vardır. *Bir eser yaratmak yahut kayda değer biri iş yapmak, *Sevgide anlam bulabilmek, bir insanı sevmek, doğayı sevmek, *Acıya karşı tavır değiştirebilmek. Yani eğer acı kaçınılmaz ise bu acıya karşı farklı bir perspektiften bakabilmek. Kitabın içeriğine geri dönecek olursak Frakl bize bir psikiyatrist gözünden kamp hakkındaki tüm gözlemlerini muazzam bir biçimde anlatmış. Bu arada doktor olduğu için kampta yazara herhangi bir ayrıcalık tanınmamış. O da birbirlerine hitap ettikleri tabirle; tüm yoldaşlar gibi aynı muamelelere tabi olmuş. Kamp şartlarından bahsetmek gerekirse çoğunluğun gaz odalarına götürüldüğünü, gaz odalarında görevli kişilerin de sıranın kendilerine geleceğini bile bile yahudilerden seçildiğini anlatıyor bize Frankl. Ayrıca gardiyanların da içinde iyi insanlar olduğunu fakat bu gardiyanların çoğunun bilerek sadist insanlardan seçildiğini anlatıyor. Kitabı okurken gaz odaları dışındaki hayatta tutukluların karda kışta ayakkabısız bir şekilde nasıl saatlerce çalıştırıldığını, ayak parmakları donan kişilerin parmaklarını doktorların kelpeten ile soğukkanlı bir şekilde teker teker kestiğini, içinde sudan başka neredeyse bir şey olmayan çorbaları, intiharları, tifüsten ölümleri gözünüzde canlandırıyorsunuz. Tüm bu fiziksel acılar içide Frankl bize kamptakilerin psikolojilerini de anlatıyor. Hatta kamptaki arkadaşlarından birisinin rüyasından bahsediyor. 30 Mart tarihinde kamptan kurtulacağını rüyasına gören arkadaşı bu rüyaya öylesine bel bağlıyor ki tüm umudu o tarih oluyor. Tarih yaklaşınca alınan bir haber neticesinde kamptan kurtulamayacağını anlayan arkadaşı 29 Mart’da hastalanıyor, 30 Mart’ta bilincini kaybediyor ve 31 Mart’ta ise ölüyor. Frankl bize, herkesin arkadaşının tifüsten öldüğünü zannetiğini oysa onun hayal kırıklığından öldüğünü söylüyor. Aslında logoterapinin temellerinin nereden oluştuğunu gözlemlemek zor değil. Çünkü bir amaç uğuruna yaşayanların, bir hedefi olanların kampta daha uzun süre yaşadığını ve ölme ihtimallerinin düştüğünü gözlemliyor Frakl. Kendisi de karısına kavuşma ümidi ile tutunmaya devam ediyor hayata. Kamp sonrası… Serbest bırakıldıklarında Frankl, sevinemediklerini hayal kurdukları gibi bir şey olmadığını söylüyor bize bu olayın. Çünkü sevinme, çoşku gibi kavramları unutan, bunlara yabancı olan tutuklular serbest bırakıldıkları ilk anlarda hiçbir tepki veremiyorlar. Deyim yerindeyse bir anda kişiliksizleşiyorlar, yabancılaşıyorlar. Aslında bu olayı Platon’un ünlü mağara alegorisine benzetebiliriz. Bu alegoriye göre birkaç tane insan doğumlarından beridir sadece bir mağarada yaşamaktadırlar. Kafalarını sağa veya sola çeviremezler. Hayatın kendisini mağara duvarındaki gölgelerden ibaret zannederler. Bir gün bu insanlardan birisi bir şekilde mağardan kurtulur ve asıl gerçeklikle, gölgelerin sahipleriyle tanışır. ldukça şaşırır ve mağaraya dönüp bunu arkadaşlarına anlatır fakat mağaradakiler bu duruma inanmazlar. Asıl gerçeklik kavramı onlar için duvardaki gölgelerden ibarettir. Bu tutukluların serbest bırakıldıklarındaki şaşırma ve kişiliksizleşme mağara alegorisine uyuyor diyebiliriz. Ayrıca Viktor Frankl ruhsal baskının birden kalkmasıyla birlikte bu insanlarda bir ahlak bozulması ve gözlerinde çok büyüttükleri özgür hayata kavuşunca yaşayacakları hayal kırıklığının çok tehlikeli olduğundan ve çeşitli tavırlar sergileyen arkadaşlarından da bahsediyor. Kitabın ikinci kısmı… Kitabın ikinci kısmı ise kamp anılarından değil logoterapi ve bazı alt başlıklardan oluşuyor. Bir nevi özet ve kamptan çıkarılan derslerin toplanmış hali diyebiliriz. İkinci kısımda herhangi bir olay örgüsü olmasa da bu kısmın benim daha çok hoşuma gittiğini söyleyebilirim. Sonuç olarak varoluş ve insan psikolojisi ile ilgileniyorsanız bu kitabı kesinlikle öneririm. disakapanik.com/insanin-anlam-arayi...
İnsanın Anlam Arayışı
OKUYACAKLARIMA EKLE
10
Beğeni
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.