Bu eser Jose Saramago' nun "Körlük" eserinde olduğu gibi biraz distopik bir şekilde; bir hastalığın -kızıl veba- başlangıcı, ilerleyişi ve sonrasında arkasında bıraktığı döküntü, o hastalık zamanında yaşamış ve o hastalıktan sağ kurtulan milyonda bir kişiden biri olan yaşlı adamın ağzından anlatılıyor. Kızıl vebanın dünyayı nasıl kasıp kavurduğu, tüm modernizmi alıp götürerek ardında sadece ilkelligi bıraktığı bir dünya düşünmek okuyucuyu baya sarsıyor. Tarih tekerrür ediyor ve bir hastalık geçip giderken nesiller bir diğer hastalıkla mücadele ediyor ve bu distopik eserde gerçeklikten fazla uzak olmadığı için (özellikle corona virüsü ile mücadele ettiğimiz bu dönemlerde) insanı korkutuyor.
Eserde kuşak çatışmasına da şahit oluyoruz yaşamamış görmemiş bir insan için çok basit şeyler bile inandırıcı gelmeyebiliyor.