·508 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Ağustos 2021 21:32 Uzun zamandır dünya klasiklerini okumaya ara vermiştim. İki Şehrin Hikayesini okuyunca klasik eserlerin bende ayrı bir tat bıraktığını fark ettim.
Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi ;hem bilgelik çağıydı hem ahmaklık ;hem inancın devriydi hem şüpheciliğin ;hem Aydınlık hem Karanlık bir mevsimdi ;umudun baharı, umutsuzluğun kışıydı ;hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu.
Charles Dıckens kitabına bu cümlesiyle başlıyor ve aslında kitapta anlatılan dönemi özetleyen bir giriş yapıyor.Kitapta Fransız devrimi öncesinde ve sonrasında yaşananlar muhteşem bir olay kurgusuyla ve akıcı diliyle anlatılıyor. Devrim öncesindeki sınıf farklığı ve alt sınıfta yer alan insanlara yapılan eziyet, açlık, haksız yere öldürülmeleri anlatılıyor. Haksızlıkları ortadan kaldırmak için ilan edilen Fransız devrimi de haksızlığı ortadan kaldırmıyor. Devrimden önce sömürülen insanlar yaşadıklarının intikamını almak için bu kez öfkeyle suçu olmayan soylulları giyotinle cezalandırıyor.Devrim öncesini ve sonrasını anlatırken seçtiği kahramanlar sayesinde aşkı, fedakarlığı, dostluğu, sevgiyi de sürükleyici ve merak uyandırıcı kurgusuyla işliyor.