"Sanki yürüyenler canlı insanlar değil de etten kemikten yoksun bir gölgeler ordusuydu."
Savaşta deliren insanları duymuşumdur. Fakat burda, bu kitapta yalnızca insan değil, toplumları topluca delirten bir unsur ele alınmış. Kitapta, savaşı okuyoruz ama okurken tüylerimiz diken diken oluyor. Çünkü kitabın ilk sayfasından son sayfasına hatta son cümlesine kadar savaş ve savaşın getirdikleri..
Kızıl kahkaha; cinneti, bozulan akıl sağlığını, yitirilen canları, akan kanları, yaşanan o vahşet dolu günlerin gecelerin taa kendisini yani hissedilen acının kelime karşılığı olan bi simgesi diyebilirim.
Konu olarak, savaş ve savaşın vahşeti üzerinde duran bir eser. Bunu da savaşta bacaklarını kaybetmiş bir asker ve askerin kardeşinin gözünden okuyoruz. Askerin duyguları ve askerin ardında kalanların, şehirde bekleyenlerin duyguları çok çok güzel aktarılmış. "Kızıla boyanan topraklar" kitabın en temel ifadesi, olgusu bence..
Velhasıl kelam..
Savaşların olmaması dileğiyle diyeyim.