Puan vermedi·320 syf.··
2021 17. kitabı
Kalbin pusulası nedir? Başarılı ve ünlü bir avukat olan babası tam da Julia’nın fakülteden mezun olduğu günün ertesi sabahı ardında hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur. Birkaç yıl sonra ise annesi şans eseri bulmacanın bir parçasını bulacaktır; Mi Mi adlı gizemli bir kadına 40 yıl önce yazılmış ama gönderilmemiş bir mektup.Babasının geçmişindeki gizemi çözme isteğiyle Julia kariyerini ve önünde onu bekleyen hayatı bir kenara koyar. Babasının kalbinin pusulasını takip ederek Mi Mi’nin bir zamanlar yaşamış olduğu yere gider. Yolculuğu onu doğunun esrarengiz bir bölgesine, küçük bir dağ kasabasına götürür. Orada babasını tanıyan ve kendisi hakkında da inanılmaz şekilde bilgi sahibi olan bir adamla karşılaşır. Merakına teslim olarak onunla buluşup ondan babasının gençliği hakkında şaşırtıcı hikâyeler dinler; çocukken kör olmuş, manastırda yetiştirilmiş ve hepsinden öte oralı bir kıza delice bir tutku beslemiştir. Hatırlıyorum bookstagram hesabımı açtığım ilk zamanlarda ana sayfamı süsleyen kitap işte buydu. Sürekli yorumlarını okur, okuyacağımı kendime hatırlatmak için gönderileri kaydeder ve listeme eklerdim. Her defasında konusunu okusam da kitaba yeniden denk gelene kadar her şeyi unutur yeni baştan yorumunu okuyarak tekrardan kendime hatırlatırdım. Elime aldığımda yine konusunu tamamen unutmuş vaziyette başladım ve geçmişte okumaktan çok keyif aldığım Sarah Jio'nun tanıdık dünyalarına giriş yapıyormuşum hissi benliğimi sardı. Geçmişle, gelecek arasında kurulan bağda tekrar dirilen hüzünlü aşk hikayelerini okumak nedense hep bana iyi gelmiştir. O hüzünlü hikayeleri bilirim, karakterlerin yürüyeceği yollar, söylenecek sözler ve klişe bölümlerin sonu hep bellidir ama o tanıdıklık hissi bana hep kaçıp saklanılacak bir liman gibi gelir ve bu kitapları okumak oldum olası benim için keyifli dinlenme olur. Bu kitapta da aynı oldu. Tek bir fark dışında. Bu kitap tek ve büyüleyici bir farkla o klişe eski kitaplarımdan ayrılıyordu. Hiçbir şey tam anlamıyla büyüleyici değildi .Demek istediğim kusursuz yüzler, cezbedici güzellikteki kadınlar, yakışıklı erkekler yoktu kitapta. Kusurlar vardı ve tam bu özelliğiyle de sanıyorum kitaba tam anlamıyla bağlandım ve bitene kadar tabiri caizse elimden bırakamadım. Tam da bu nedenle Tin Win ve Mi Mi'nin arasında geçen diyalogları okumak ve onlarla beraber nemli bir günde uzun bir yokuşu tırmanmak benim için sadece dinlendirici bir serüvenden fazlası oldu. Sanırım sadece bunun içindir ki Julia'yla yıllar sonra o yolları yürümek bana bir başka geldi. Kitabı okuyanlar ne demek istediğimi daha iyi anlayacaktır. Kitapta post itlediğim çok fazla yer oldu. Kimi Julia'nın içinde kaybolduğu düşünceler denizini, kimi Tin Win'in yaşamından bir anıyı,bazen U Ba'nın Julia'ya söylediği bir çift sözü ama pek çoğu Tin Win ve Mi Mi'nin arasında geçen konuşmaları içeriyordu. Kitabı bitirdiğimde yazar hakkında bir araştırma yaparken kendisinin bir devam kitabı yazdığını da öğrendim, aslında karakterlerin serüveni benim için bu kitapla bile nihayete ermiş olsa da yine de Julia hakkında daha fazla şey öğrenmek, yaşamına biraz daha tanık olmak istediğimden ve belki de Tin Win ve Julia'nın baba kız ilişkisini daha yakından görmek için o kitabı da yakın zamanda okumak istiyorum.
Her Kalp Kendi Şarkısını SöylerJan-Philipp Sendker · Arkadya Yayınları · 20192,652 okunma
·
394 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Devam kitabı hangi kitap acaba